
Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuğun Hukuki Dayanağı ve Kapsamı
Arabuluculuk, esasen 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ile hukuk sistemimize ihtiyarî (isteğe bağlı) bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak dâhil olmuştur. Ancak, İş Hukuku’ndan sonra, Ticaret Hukuku da bu zorunluluğa tabi tutulmuştur.
6/12/2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile Türk Ticaret Kanunu’na (TTK) eklenen Madde 5/A’daki düzenlemeye göre; TTK’nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, Dava Şartı (zorunlu) haline gelmiştir.
Bu zorunluluk, tacirler arası uyuşmazlıkların mahkemede yıllar süren yargılamalara takılmasını engellemek, ticari ilişkilerin dostane ve gizli bir ortamda çözülmesini sağlamak ve nihayetinde ticari hayatın hızını korumayı amaçlamaktadır.
1. Zorunlu Arabuluculuğun Kapsam Şartları
Bir ticari uyuşmazlığın Dava Şartı Arabuluculuk kapsamında olması için iki temel koşulu aynı anda sağlaması gerekmektedir:
- Uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesi ile diğer kanunlarda belirtilen bir ticari dava olmalıdır.
- Uyuşmazlığın konusu, bir miktar paranın ödenmesi olan alacak veya tazminat talebi olmalıdır.
Örnek Uyuşmazlık Konuları:
- Her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendiren sözleşmeden kaynaklı alacak davaları (genel hüküm).
- Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan, ancak TTK’da ticari dava sayılan komisyon, ticari temsilci ve havale sözleşmelerinden doğan alacaklar.
- Fikrî Mülkiyet Hukukuna dair mevzuattan kaynaklanan maddi/manevi tazminat talepleri.
- Bankalara, kredi kuruluşlarına ve ödünç para verme işlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan alacak ve tazminatlar.
Zorunluluk Kapsamı Dışındaki Ticari Uyuşmazlıklar: İflas, konkordato, ticari işletmenin devri, ortaklığın feshi ve genel kurul kararlarının iptali gibi, konusu bir miktar paranın ödenmesi olmayan ticari davalar bu zorunluluğun dışındadır. Bu davalar için ihtiyarî arabuluculuk yolu açıktır.
2. Ticari Arabuluculukta Süreler ve Usul Kuralları
Ticari Arabuluculuk süreci, İş Hukuku’ndan daha uzun bir süreye ve bazı özel usul kurallarına sahiptir:
- Süre: Arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre, zorunlu hâllerde en fazla iki hafta daha uzatılabilir (TTK m.5/A/2).
- Zamanaşımı Durması: Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından, son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Bu durum, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarında düzenlenen dava açma süreleri için de geçerlidir.
- Dava Şartı Kontrolü: Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde, mahkeme herhangi bir işlem yapmaksızın, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verir.
- Son Tutanak Zorunluluğu: Davacı, anlaşmaya varılamaması hâlinde düzenlenen Son Tutanağın aslını veya onaylı örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Aksi takdirde dava usulden reddedilir (HUAK m.18/A/2).
3. Yetki İtirazı ve Hukuki Temsilin Önemi
Ticari Arabuluculukta yetkili Arabuluculuk Bürosu’na itiraz prosedürü özel olarak düzenlenmiştir:
- Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz.
- Karşı Taraf, yetkiye ilişkin itirazını en geç ilk toplantıda sunmak zorundadır. İtiraz durumunda dosya, ilgili Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gönderilerek bir hafta içinde kesin olarak karara bağlanır (HUAK m.18/A/8). Bu karmaşık usul, hukuki temsil gerekliliğini açıkça ortaya koyar.
4. Katılmamanın Ağır Yaptırımı
İş Hukuku’nda olduğu gibi, Ticari Arabuluculukta da ilk toplantıya geçerli bir mazeret göstermeksizin katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile, karşı tarafın yargılama giderlerinin ve avukatlık vekâlet ücretinin yarısından sorumlu tutulur (HUAK m.18/A/11). Bu yaptırım, şirketler için önemli bir mali risktir.
Ticari Arabuluculuk, şirketlerin uyuşmazlıklarını kamuya açık mahkeme kayıtlarından uzak tutarak ticari sırlarını ve itibarlarını korumalarını sağlayan, zamanaşımı riskini ortadan kaldıran ve icra edilebilir kesin sonuçlar sunan stratejik bir çözüm yoludur.
Av. Arb. Zekeriya YILMAZ