
Tüketici İlişkilerinden Doğan Uyuşmazlıklarda; Dava Şartı (Zorunlu) Arabulucuk
Tüketici ve satıcı/sağlayıcı arasındaki mal ve hizmet alımından kaynaklanan uyuşmazlıklar, tüketicinin korunması mevzuatının karmaşıklığı nedeniyle sıkça ortaya çıkmaktadır.
Arabuluculuk yöntemi, 6325 sayılı HUAK ile esasen ihtiyarî bir çözüm yolu olarak hukuk sistemimize girmiştir. Ancak, 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 59. maddesiyle, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)’a eklenen Madde 73/A hükmüyle birlikte, istisnalar hariç olmak üzere Tüketici Mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulması Dava Şartı haline gelmiştir.
Bu zorunluluk, temel olarak, tüketicinin korunması alanındaki davaların hızla çözümlenmesi ve Hakem Heyeti’nin görev alanını aşan, ancak yine de uzlaşma potansiyeli taşıyan uyuşmazlıkların yargı yükünden alınması amacını taşır. Tıpkı diğer dava şartı arabuluculuklarında olduğu gibi, zorunluluk uyuşmazlığın çözümü değil, sadece arabulucuya başvurma ile sınırlıdır.
1. Dava Şartı Arabuluculuğun Kapsamı ve Uygulanmayacak İstisnalar
Tüketici Hukuku’nda arabuluculuk zorunluluğu, diğer alanlara göre daha karmaşık istisnalar içerir. TKHK m.73/A’nın 1. fıkrasına göre, aşağıdaki hususlarda dava şartı olarak arabuluculuk hükümleri uygulanmaz:
- Tüketici Hakem Heyetinin Görevi Kapsamındaki Uyuşmazlıklar: Her yıl Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen parasal sınırın altında kalan, başvurulması zorunlu olan Hakem Heyeti’nin görev alanındaki davalar arabuluculuğa tabi değildir.
- Tüketici Hakem Heyeti Kararlarına Yapılan İtirazlar: Hakem heyeti kararına karşı açılan itiraz davaları.
- Toplu Tüketici Davaları (TKHK m.73/6): Tüketici örgütleri veya Bakanlık tarafından açılan temsili davalar.
- Kamu Düzenini İlgilendiren Davalar (TKHK m.74): Ayıplı malın piyasadan toplatılması veya haksız ticari uygulamaların tespiti gibi kamu düzenine ilişkin davalar.
- Taşınmazın Aynından Doğan Uyuşmazlıklar: Tüketici işlemi mahiyetinde olsa bile, taşınmazın mülkiyetine (aynına) ilişkin uyuşmazlıklar (örneğin, tapu iptali ve tescil davaları) zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır.
Kısaca, Tüketici Mahkemesi’nde dava açılacaksa, öncelikle uyuşmazlığın parasal sınırının Hakem Heyeti sınırını aştığından emin olunmalı ve yukarıdaki istisnalardan birine girmediği kontrol edilmelidir.
2. Dava Şartı Arabuluculukta Usul ve Yaptırımlar
Tüketici uyuşmazlıklarında da diğer zorunlu arabuluculuk türlerinde uygulanan usul kuralları geçerlidir:
- Usulden Ret Riski: Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açılırsa, mahkeme davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verir.
- Son Tutanak Zorunluluğu: Anlaşmaya varılamaması halinde, davacının arabulucunun düzenlediği Son Tutanağın aslını veya onaylı örneğini dava dilekçesine eklemesi zorunludur. Aksi takdirde, mahkemece verilen bir haftalık kesin süreye uyulmazsa, dava yine usulden reddedilir.
- Katılmamanın Yaptırımı: Tüketici uyuşmazlıklarında da taraflardan birinin geçerli bir mazeret olmaksızın ilk toplantıya katılmaması halinde, bu taraf davada haklı çıksa bile yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin yarısından sorumlu tutulur.
3. Uzman Avukatla Çalışmanın Önemi
Tüketici Arabuluculuğu’nda uzman hukuki destek, özellikle uyuşmazlığın hangi makamın (Hakem Heyeti, Arabulucu, Mahkeme) görev alanına girdiğinin doğru tespiti açısından kritik önem taşır. Yanlış başvuru, zaman kaybına ve dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddine neden olur. Avukatınız, haklarınızı doğru hesaplayarak, karmaşık finansal sözleşmelerde dahi en lehinize çözüme ulaşmanızı sağlar.
Av. Arb. Zekeriya YILMAZ