İş Sözleşmesinin Sona Ermesi – 1

İş Sözleşmesinin Sona Ermesi – 1

İş sözleşmelerinin sona ermesi “genel sebeplerle sona erme” ve “fesih yoluyla sona erme” olmak üzere iki başlıkta incelenebilir. Bu yazımızda iş sözleşmelerinin genel sona erme sebepleri ele alınacaktır.

A) İş Sözleşmesinin Genel Sebeplerle Sona Ermesi

İş sözleşmelerini sona erdiren başlıca genel sebepler; “ölüm, tarafların anlaşması ve belirli sürenin dolması” dır.

1 . Ölüm

İş sözleşmelerinin unsurlarından biri olan, “bağımlılık unsurunu” gereği, iş görme edimini bizzat taahhüt eden işçinin ölümü halinde, iş sözleşmesinin sona ermesi doğal bir sonuçtur. 6098 s. TBK m. 440’da; “sözleşme, işçinin ölümü ile kendiliğinden sona erer” hükmü yer almaktadır. Bu nedenle, ölen işçinin mirasçılarının ya da işverenin, iş sözleşmesinin sona erdiğine dair bir bildirimde bulunmaları gerekmez.

İşverenin ölüm halinde ise ilke olarak iş sözleşmesi sona ermez. Nitekim TBK m. 441’de geçtiği üzere; “işverenin ölümü halinde, yerini mirasçıları alır.” Bu durumda, TBK’nın “hizmet ilişkisinin devrine” ilişkin 428 ve 429’uncu maddeleri kıyas yoluyla uygulanma imkânı bulur.

TBK m.428 gereği, “işyerinin tamamı veya bir bölümü hukuki bir işlemle başkasına devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan hizmet sözleşmeleri, bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçtiğine” göre, işverenin ölümü halinde de, onun iş sözleşmesinden doğan bütün hak ve borçları da mirasçılarına geçer.

Bununla birlikte TBK m.441/2 gereği; hizmet sözleşmesi ağırlıklı olarak işverenin kişiliği dikkate alınmak suretiyle kurulmuşsa, onun ölümüyle kendiliğinden sona erer. Ancak, işçi sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zarar için, mirasçılardan hakkaniyete uygun bir tazminat isteminde bulunabilir.”

Dolayısıyla işverenin ölümüyle iş sözleşmesinin son bulması için, iş sözleşmesinin işverenin kişiliği dikkate alınarak yapılıp yapılmadığına bakılacaktır. Böyle özel bir durum yoksa işverenin ölümü iş sözleşmesini sona erdirmez. Bu durumda işveren ölmüş olsa dahi, iş sözleşmesinden doğan borçları mirasçıları tarafından yerine getirilir.

2 . Tarafların Anlaşması (İkale Sözleşmesi)

İş sözleşmeleri belirli veya belirsiz süreli ya da diğer şekillerde yapılabilir. Her türlü iş sözleşmeleri, nasıl tarafların serbest iradeleriyle kurulmuşsa, aynı şekilde serbest iradeleriyle taraflar diledikleri zaman sözleşmeyi sonlandırabilirler. Süreli bir sözleşme henüz belirlenen süre dolmadan sonlandırılabileceği gibi, belirsiz süreli bir sözleşmeyi de taraflar anlaşarak, her hangi bir bildirim yapma ya da süre zorunluluğu olmaksızın sona erdirebilirler.

Tarafların bu şekilde anlaşarak iş sözleşmesini sona erdirmek için yaptıkları, “iş sözleşmesini sona erdirme sözleşmesi”ne “ikale sözleşmesi” denir. Anlaşma (irade açıklaması) açık veya örtülü olabilir. (TBK m.1/2)

İkale sözleşmesi, fesih anlamına gelmediği için, ilgili mevzuattaki iş sözleşmesinin feshine ilişkin sonuçlar, ikale sözleşmesi için uygulama alanı bulmaz. Örneğin, ikale sözleşmesine konu iş sözleşmesi belirli süreli ise, sürenin dolması beklenmez; belirsiz süreli ise bildirim sürelerine uymak gerekmez ya da iş güvencesi hükümleri uygulanmaz.

İkale sözleşmesi, genel hükümlere tabi olup sözleşme serbestisi ilkesi gereği taraflar sözleşmenin içeriğini, kanunda öngörülen sınırlar içinde serbestçe belirleyebilir. (TBK m.26)

3 . Belirli Sürenin Dolması

Belirli süreli iş sözleşmeleri, taraflarca belirlenen sürenin bitimi ile son bulur. Bu süre, net bir tarih olarak belirlenebileceği gibi; gün, hafta, ay ve yıl gibi bir zaman dilimi olarak da belirlenebilir. Diğer taraftan iş sözleşmesinde belirli bir süre öngörülmemiş olsa bile, iş sözleşmesi konusunu oluşturan işin niteliğine bağlı olarak belirli bir süreyle sınırlı da olabilir. Örneğin belli bir araştırmanın yürütülmesi ve yayınlanması için yapılan bir iş sözleşmesinde, belirli bir süre öngörülmemişse, yapılan işin niteliğine bağlı olarak araştırma ve yayın işi tamamlanınca da iş sözleşmesi sona erecektir.

Belirli süreli iş sözleşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, fesih bildiriminde bulunulmasına gerek olmaksızın, sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer. (TBK m.430/1)

Belirli süreli iş sözleşmeleri, süresinin bitiminden sonra örtülü olarak sürdürülüyorsa, belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Ancak, esaslı bir sebebin varlığı hâlinde, üst üste belirli süreli hizmet sözleşmesi kurulabilir. (TBK m.430/2)

Bu durumda iş sözleşmesi, sükût (susma) ile önceki iş sözleşmesi bir yıl ya da daha uzun bir süre için yapılmışsa en çok bir yıl; 3 ay, 6 ay gibi bir yıldan daha az bir süre için yapılmış ise, bu süreler kadar bir süreyle yenilenmiş sayılır. (Prof. Dr. Sarper Süzek, İş Hukuku, 2011, s. 452).

Avukat Arabulucu Zekeriya YILMAZ

Bu sayfayı paylaş