İMAM NİKÂHLI VE NİKÂHSIZ EŞLERİN HAKLARI: BOŞANMA – MİRAS – TAZMİNAT (2026)

imam nikahlı veya nikahsız eşlerin hakları

İMAM NİKÂHLI VE NİKÂHSIZ EŞLERİN HAKLARI: BOŞANMA – MİRAS – TAZMİNAT (2026)

1 . Resmi Nikah Olmayan Birlikteliklerin Hukuki Statüsü ve Toplumsal Gerçeklik

Toplumumuzun sosyolojik gerçeği ile hukuki normlar arasındaki en derin uçurumlardan biri, resmi nikah olmaksızın kurulan “fiili birliktelikler”dir. Bu yaşam tarzı hukuk literatüründe “evlilik dışı fiili birliktelik” olarak tanımlanır. İster dini nikah (imam nikahı) çatısı altında olsun, isterse herhangi bir nikâh olmaksızın “hayat arkadaşlığı” şeklinde yaşansın; yıllarca aynı yastığa baş koyan, ortak bütçe yöneten ve çocuk yetiştiren bireyler, hukukun katı duvarlarına çarptıklarında büyük bir sarsıntı yaşamaktadırlar.

Hukuken “evlilik” statüsüne sahip olmayan bu birlikteliklerde, taraflardan biri (çoğunlukla kadın), birliktelik sona erdiğinde veya partneri vefat ettiğinde kendisini “hukuki hiçlik” denen derin bir boşlukta bulur. Bu çalışma, resmî nikâhı olmayan kadınların hukuki statüsünü; boşanma (ayrılma) ve miras başta olmak üzere borçlar ve tazminat bağlamında doğabilecek sorunları, mahkeme ve uygulama pratiklerini, ispat yollarını ve koruyucu/önleyici tedbirleri uygulamaya dönük şekilde ayrıntılı biçimde ele almaktadır.

2. Türk Hukukunda İmam Nikahı ve Birlikte Yaşamanın Yeri

Türk Medeni Kanunu (TMK), aile hukukuna ilişkin koruma kalkanlarını sadece resmi nikah ile kurulan evlilik birliğine özgülemiştir.

2.1. Kurucu Unsur Olarak Resmi Nikah: “Yokluk” Kavramı

4721 sayılı TMK m. 143 ve devamı maddeleri uyarınca, evlenme töreni evlendirme memuru önünde yapılmadıkça “evlilik” hukuken varlık kazanamaz. Hukuk mantığı açısından, resmi memur önünde kıyılmayan nikah “batıl” (geçersiz) bile değildir; “yok hükmünde”dir. Batıl bir evlilikte dahi (örneğin akıl hastalığı durumunda), mahkeme iptal kararı verene kadar evlilik sonuçlarını doğurur. Ancak “yokluk” halinde, hukuk dünyasında hiç doğmamış bir işlemden bahsedilir.

Bu “yokluk” statüsü şu dramatik sonuçları doğurur:

  • Boşanma Davası Açılamaz: Olmayan bir evlilik sona erdirilemeyeceği için, boşanma ve buna bağlı fer’i haklar (yoksulluk nafakası, maddi-manevi tazminat) talep edilemez.
  • Mal Rejimi Tasfiyesi İstenemez: TMK’nın eşlere tanıdığı “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi” ve “Artık Değerden Pay Alma” hakkı (otomatik %50 paylaşım), sadece resmi nikah tarihinden itibaren işler. Nikahsız geçen 40 yıl dahi bu kapsama girmez.
  • Mirasçılık Sıfatı Yoktur: Yasal mirasçılık, kan bağını veya resmi evlilik bağını zorunlu kılar. İmam nikahlı eş, zümre sisteminde yer almaz.

Ancak bu kişiler hukuken tamamen “yabancı” mıdır? İşte meselenin en can alıcı ve karmaşık noktası burasıdır. Ceza hukuku, borçlar hukuku ve sosyal güvenlik hukuku açısından bu statü, bazen “mağdur”, bazen “ortak”, bazen de “üçüncü kişi” olarak farklı şekillerde tanımlanır.

3. İmam Nikahı Suç mudur? TCK ve Anayasa Mahkemesi Kararı

Yakın geçmişe kadar, resmi nikah olmaksızın dini nikah kıymak veya kırdırmak, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında bir suçtu. Bu durum, kadınlar için aslında bir “pazarlık gücü”ydü; resmi nikah yapmayan erkeği hapis cezası tehdidiyle nikah masasına oturtabiliyorlardı. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği karar, denklemi tamamen değiştirdi.

  • Eski Düzenleme: 5237 sayılı TCK m. 230/5-6, aralarında evlenme olmaksızın evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar ve bu töreni yapanlar (imamlar) hakkında 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası öngörmekteydi.
  • AYM İptal Kararı (27.05.2015 Tarihli, E. 2014/36, K. 2015/51): Anayasa Mahkemesi, resmi nikah yapmaksızın birlikte yaşayan çiftlere ceza verilmezken, inançları gereği dini tören yaptıranların cezalandırılmasını “eşitlik ilkesine” ve “din ve vicdan özgürlüğüne” aykırı bulmuştur. Mahkeme, “özel hayata saygı” ve “din özgürlüğü” bağlamında bu yasağı iptal etmiştir.
  • Güncel Durum: Bugün itibarıyla resmi nikah olmadan imam nikahı kıymak veya kıydırmak suç değildir. Çiftler, cezai soruşturma korkusu olmaksızın bu tür birliktelikleri sürdürebilir. Ancak bu “özgürlük”, medeni hukuk korumasının eksikliğini gidermez; aksine, kadının resmi nikah talep etme konusundaki yasal dayanağını (ceza tehdidini) elinden almıştır.

4. Ayrılık Halinde Mal Paylaşımı: Adi Ortaklık veya Sebepsiz Zenginleşme

Resmi nikahlı bir kadın boşanırken “Mal Rejimi Tasfiyesi” davası açar. Türk Medeni Kanunu’nun Aile Hukuku kitabı, resmi nikahsız eşlere kapalıdır.

Bu nedenle bu tür birlikteliklerde ortaya çıkan mal paylaşımı uyuşmazlıklarını çözmek için Aile Hukuku yerine Borçlar Hukuku’na, spesifik olarak “Adi Ortaklık” hükümlerine (TBK m. 620 vd.) ” veya ikincil yol olarak “Sebepsiz Zenginleşme” hükümlerine başvurulur.

4.1. Adi Ortaklık Doktrini Nedir?

TBK m. 620’ye göre adi ortaklık, iki veya daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca ulaşmak üzere birleştirmesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, imam nikahlı eşlerin uzun süre birlikte yaşamaları, ekonomik güçlerini birleştirmeleri ve mal edinmeleri durumunda, aralarında zımni (örtülü) bir adi ortaklık sözleşmesi kurulduğunu kabul etmektedir.

Eğer kadın, malın alınmasına maaşıyla, birikimiyle veya babasından kalan tarlayı satarak ya da borç alarak katkıda bulunmuşsa, mahkemeden bu birlikteliği bir “adi ortaklık” olarak kabul etmesini ve payına düşen tasfiye payını isteyebilir.

Bu davalar Aile Mahkemesinde değil, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır. Eğer yanlışlıkla Aile Mahkemesi’nde açılırsa, mahkeme “görevsizlik” kararı verir ve bu da sürecin en az 1-2 yıl uzamasına neden olur.

Yargıtay, hayatın olağan akışına aykırı olacak şekilde uzun süreli birlikteliklerde malların ortak çabayla alındığına dair emareler arasa da ispat yükü davacıdadır.

Banka dekontları, “evin şu kadarı benim paramla alındı” içerikli yazışmalar ve tanık beyanları hayati önemdedir.

Kullanılabilecek Deliller:

  • Banka Hareketleri: Erkeğe veya satıcıya doğrudan para transferi yapıldığına dair dekontlar. Açıklama kısmında “ev alımı için”, “araba taksidi” gibi ibarelerin olması hayati önem taşır.
  • Altın/Ziynet: Düğünde takılan altınların bozdurularak gayrimenkule yatırıldığını gösteren kuyumcu kayıtları, fotoğraflar ve videolar. Yargıtay, ziynet eşyalarının kadına ait olduğunu kabul eder; bunların harcandığının ispatı, iade veya katkı payı hakkı doğurur.
  • Tanık Beyanları: Özellikle kadının erkeğin işinde (tarla, dükkân, atölye) fiilen çalıştığını gören komşu, akraba veya müşterilerin tanıklığı, adi ortaklığın “emek sermayesi” unsurunu kanıtlamada kilit rol oynar.
  • Mesleki Gelir: Kadının çalıştığına ve gelirini eve harcadığına dair SGK kayıtları ve maaş bordroları.

4.2. Ev Hanımlığı ve Ev İçi Emek: Hukuken Değeri Var mı?

Sistemin en acımasız olduğu nokta burasıdır. Resmi evlilikte kadının ev işlerini yapması, çocuk bakması, erkeğin işine manevi destek vermesi, mal paylaşımında “katkı” olarak değerlendirilir. Dolayısıyla evlilik birliği içinde kadının edinilmiş mallara ekonomik olarak bir katkısının olup olmadığının önemi yoktur. Ancak resmi nikahın bulunmadığı durumlarda, adi ortaklık ticari nitelikte bir yapı olduğundan, ev işleri ve çocuk bakımı “sermaye” veya “emek katkısı” olarak kabul edilmez.

Yargıtay, nikahsız birliktelikte yapılan ev işlerini “ahlaki bir görevin ifası” veya partnerine yardım olarak görmekte, bunu bir ortaklık sermayesi olarak nitelendirmemektedir. Bu durum, çalışmayan ve sadece evi çekip çeviren nikahsız kadınların, ayrılık durumunda “sıfır” elde etmesine neden olmaktadır. Bu kadınların tek şansı, erkeğin iş yerinde (tarlada, dükkânda) fiilen ve bedenen çalıştığını ispatlamaktır.

4.3. Sebepsiz Zenginleşme Davası ile Hak Talep Etmek

Eğer kadın, erkeğin mal varlığını haksız yere artırmışsa (örneğin erkeğin kredi borçlarını ödemişse) ve karşılığında bir mülkiyet kazanamamışsa, “Sebepsiz Zenginleşme” davası (TBK m. 77) açarak verdiği parayı faiziyle geri isteyebilir. Burada 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine dikkat edilmelidir.

5. Evlenme Vaadiyle Kandırılma ve “Manevi Tazminat”

Dini nikah yapılıp “nasılsa resmi nikah da kıyacağız” denilerek yıllarca oyalanan ve sonra terk edilen kadın için Yargıtay, haksız fiil veya nişan bozulması hükümlerine dayanarak “manevi tazminat” yolunu açık tutmaktadır. Bu, kişinin “kişilik haklarına saldırı” olarak nitelendirilir. (Y. HGK 2017/1316 E., 2021/167 K. ve 25.02.2021 T.; Y.4. HD. 2019/1464 E., 2020/359 K. ve 04/02/2020 T.)

6. Partnerin Ölümü Halinde “Destekten Yoksun Kalma Tazminatı”

Partnerin bir iş kazası, trafik kazası veya tıbbi hata (malpraktis) sonucu ölmesi halinde, resmi nikahsız kadın “Destekten Yoksun Kalma Tazminatı” (TBK m. 53) talep edebilir. Bu, nikahsız eşin miras dışında elde edebileceği ender tazminatlardan biridir.

Yargıtay, destekten yoksun kalma tazminatı için “resmi nikah” şekil şartını aramaz. Önemli olan “fiili destek” ve “gerçek zarar”dır. Eğer kadın, ölen partnerin maddi desteğiyle yaşıyorsa (birlikte yaşama bunun en güçlü karinesidir), sigorta şirketinden veya kusurlu taraftan tazminat alabilir.

Önemli İstisna (!): Yargıtay, eğer ölen kişinin veya kadının resmi nikahlı başka bir eşi varsa, nikahsız partnerin tazminat talebini “Genel Ahlaka Aykırılık” (TMK m. 2 / TBK m. 27) gerekçesiyle reddetmekte, bekâr olması halinde kabul etmektedir. (Y. HGK 2017/17-1087 E., K. 2019/528 K. ve 06.02.2019 T.; Y. 17. HD. 2016/16016 E., 2019/6253 K. ve 20.05.2019 T.; Y. HGK 2005/4-648 E., 2005/726 K. ve 14.12.2005 T; Y. 17. HD. 2013/18260 E., 2015/7864 K. ve 26.05.2015 T.)

7. Nikahsız Birliktelikten Doğan Çocukların Velayet ve Nafaka Durumu

Evlilik dışı doğmuş çocukların anneleriyle soybağı doğumla kurulacağı için yasal mirasçılık kendiliğinden doğar. Ancak nikahsız birliktelikten doğan çocuğun babayla soybağı ise sonradan tanıma, babalık davası ya da evlenme halinde kurulur.

  • Tanıma (TMK m. 295): Baba, nüfus müdürlüğüne, mahkemeye, notere başvurarak veya vasiyetname ile “bu çocuk benimdir” der. Bu iradi ve en kolay yoldur.
  • Babalık Davası (TMK m. 301): Baba tanımazsa, anne veya çocuk mahkemeye başvurarak babalığın hükmen tespitini ister. Annenin dava hakkı doğumdan itibaren 1 yıldır. Ancak çocuğun dava hakkı için Anayasa Mahkemesi hak düşürücü süreleri iptal etmiştir. Çocuk, ergin olduktan sonra (18 yaşını doldurduktan sonra) dahi, herhangi bir süre kısıtlaması olmaksızın babalık davası açabilir. Bu, çocuğun üstün yararı ilkesinin bir sonucudur.
  • İştirak Nafakası: Soybağı kurulduktan (tanıma veya mahkeme kararı ile) sonra, baba çocuğa bakmakla yükümlüdür. Anne, çocuk için iştirak nafakası talep edebilir. Bunun için annenin nikahlı olması gerekmez; çocuğun babaya bağlanması yeterlidir.
  • Velayet: Evlilik dışı doğan çocukların velayeti kural olarak anneye aittir (TMK m. 337). Babanın velayeti alması istisnai durumdur ve ancak çocuğun menfaatinin gerektirmesi halinde (annenin yetersizliği, çocuğun isteği vb.) söz konusu olur. Babanın, çocuğun velayetini alabilmesi için öncelikle soybağının kurulması şarttır.

8. Vasiyetname ve Miras Sözleşmesi ile Güvence Sağlamak

Her ne kadar sağ kalan eşin yasal mirasçılık hakkı sadece resmi nikahlı eşler için geçerli olsa da vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle nikahsız eşin mirasçı atanması ya da belli bir mal bırakılması her zaman mümkündür. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus vasiyetnamelerin tek taraflı bir hukuki işlem olduğu ve mirasbırakanın ölünceye kadar vasiyetnamesinden rücu edebileceğidir. Bu nedenle, nikahsız eşler için daha garantili olan yöntemin ölünceye kadar bakım sözleşmesi gibi iki taraflı miras sözleşmeleri olduğu unutulmamalıdır.

9. Mehir Senedinin Hukuki Geçerliliği: Yargıtay Ne Diyor?

Türk hukukunda “mehir” adında bir kurum olmasa da Yargıtay bunu “Bağışlama Vaadi” (TBK m. 288) olarak kabul etmektedir. Kanunda aranan şartlara uygun olarak düzelenmiş bir mehir senedi mahkemelerce kabul edilmektedir.

  • Kritik Şart: Bağışlama vaadinin yazılı olması TBK m. 288 gereği zorunludur. Bağışlama sözü vermenin geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği ise ancak resmî şekilde (ör. Noterde) yapılmış olmasına bağlıdır.
  • Senaryo: İmam nikahı kıyılırken bir kâğıda “Mehir olarak, 100 adet çeyrek altın” yazılıp erkeğe imzalatılırsa (Mehir Senedi), bu belge geçerlidir. Kadın, ayrılık veya ölüm halinde bu senede dayanarak alacak davası açabilir. Ancak “Mehir olarak, Üsküdar’da 3+1 bir daire” yazılırsa geçerli değildir.

Eğer mehir sadece sözlü olarak konuşulmuşsa (“Hoca efendinin ve tanıkların önünde söz verdi”) ve yazılı bir belge yoksa, hukuken ispatı mümkün değildir. Bağışlama vaadinin yazılı olması geçerlilik şartıdır.

  • Zamanaşımı: Mehir alacağı için zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bu süre resmi evliliklerde boşanma ya da ölüm, sadece dini nikahın olması halinde ise fiili ayrılık veya ölüm tarihinden itibaren başlar.

Ancak Yargıtay, resmi nikah kıyılmadığı sürece dini nikah sırasında düzenlenen mehir senedinin hukuken geçersiz olduğuna hükmetmiştir. Yargıtay 3. HD. 28.02.2022 tarihli, 2021/8076 E.ve 2022/1622 K.)

Yargıtay şu hukuki dayanakları kullanmaktadır:

  • Evlilik Birliğinin Şartı: Mehir senedi, Türk hukukunda “bağışlama vaadi” niteliğindedir. Bu vaat, bir evlilik birliğinin kurulması amacıyla yapılır. Türk Medeni Kanunu’na göre geçerli bir evlilik ancak resmi nikah ile kurulur.
  • Geçersizlik: Eğer taraflar arasında resmi nikah akdi yapılmamışsa, “evlilik birliği” hukuken hiç kurulmamış sayılır. Bu durumda, evlenme amacıyla verilen sözler ve bu amaçla düzenlenen mehir senedi de hukuki temelden yoksun kalarak geçersiz hale gelir.
  • Dini Nikahın Durumu: Sadece dini nikahın kıyılmış olması, mehir senedine hukuki geçerlilik kazandırmaz. Yargıtay’a göre, resmi nikah olmaksızın sadece dini nikahla bir arada yaşamak, yasal olarak korunan bir birliktelik değildir.

10. Şiddet Durumunda Koruma: 6284 Sayılı Kanun Kapsamı

Şiddet söz konusu olduğunda, resmi nikah şartı aranmaz. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, evli olsun veya olmasın, şiddet mağduru veya şiddet görme tehlikesi altındaki tüm kadınları kapsar.

  • Uzaklaştırma Kararı: İmam nikahlı eş, karakola veya aile mahkemesine başvurarak şiddet uygulayan partner hakkında uzaklaştırma kararı aldırabilir. Kanun, “ısrarlı takip” mağdurlarını da koruduğu için, nikah bağı olmasa bile koruma tedbirleri uygulanır.
  • Barınma: Şiddet mağduru kadın, sığınma evine yerleştirilme talebinde bulunabilir.
  • Kötü Muamele (TCK m. 232): Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

11. İmam Nikahlı Eşlerin Sık Yaptığı Hukuki Hatalar

  • “20 Yıl Baktım, Emek Verdim, Hâkim Hakkımı Verir” Yanılgısı: Mahkemeler emeğin duygusal karşılığıyla ilgilenmez. “Emeğinizin ekonomik karşılığını” rakamlarla, dekontlarla ve somut delillerle ispat etmeniz gerekir. Kadınlar, yıllarca ev işi yapmanın, yemek pişirmenin, çocuk bakmanın ayrılık durumunda kendilerine maldan pay (katkı payı) kazandıracağını düşünür. Adi ortaklıkta ev içi emeği sermaye olarak kabul etmez. Maddi (para) katkı ispatlanamazsa, dava reddedilir. İmkân varsa, erkeğe verilen paralar banka yoluyla “borç” veya “ortak yatırım” açıklamasıyla gönderilmeli veya varlıklar en baştan ortak tapu (paylı mülkiyet) ile alınmalıdır.
  • Sözlü Mehire Güvenmek: “Hoca efendinin ve en az on tanığın önünde bana 10 bilezik sözü verdi” diyerek hukuki talepte bulunmak büyük bir hatadır. Yazılı bir sözleşme (mehir senedi) yoksa, mehir talebi mahkemeden döner. Yargıtay, TBK m. 288 gereği, yazılı olmasını mutlak şekil şartı olarak arar. Mehirin, mutlaka yazılı olması ve her iki tarafın da imzasının bulunması, ayrıca taşınmaz vaadi varsa bunun da resmi olarak (örn. Noterde) yapılmasının zorunlu olduğu unutulmamalıdır.
  • Miras Hakkı Beklemek: “Müşterek çocuğumuz var, babası ölürse mal bana ve çocuğa kalır” yanılgısı. Çocukla baba arasında soybağı kurulmuşsa çocuk, yasal mirasçı olur ama resmi nikahsız kadın asla yasal mirasçı olamaz.
  • “İmam Nikahlı Eşim Noterde Vasiyetname Düzenledi, Mirasın Hepsi Benim” Düşüncesi: Birincisi, noterde bile düzenlense, mirasbırakan vasiyetnameden sizin haberiniz olmadan tek taraflı olarak dönebilir. İkincisi, vasiyetname ile mirasın tamamı imam nikahlı eşe bırakılsa bile, erkeğin resmi mirasçılarının (çocuklar, eş ve anne-baba) “Saklı Pay” hakları vardır. Mirasçılar “Tenkis Davası” açarak, vasiyetle bırakılan malın saklı paylarına tecavüz eden kısmını geri alırlar.
  • Ayrılık Halinde Boşanma Hükümlerini Beklemek: Resmî bir evlilik olmadan boşanma da olmaz. Bu nedenle boşanma hükümleri (tazminat-nafaka gibi imkânlar) doğmaz. Ancak birlikte geçirilen yıllara dayalı katkı ve eşyaya ilişkin tazminat / maddî zarar / haksız zenginleşme davaları açılabilir; ispat yükü talep eden kişidedir. Mahkeme uygulamasında; ortak yaşamın süresi, ortak evin durumu, ekonomik katkılar, çocuk bakım sorumluluğu, tanık ve belge önemlidir.
  • Usul hatası — yanlış mahkemeye başvuru: Adi ortaklık veya sebepsiz zenginleşme davaları Asliye Hukuk Mahkemesi yetkisine girer; yanlışlıkla Aile Mahkemesi’ne başvurmak süreç uzatır ve bazen de tamamen hak kayıplarına yol açar.
  • Zamanaşımını Kaçırmak: İlişki bittikten sonra “sebepsiz zenginleşme” için genellikle 2 yıl içinde dava açmanız gerekir. “Bir gün barışırız” diye beklemek hak kaybına yol açar.
  • 6284 Sayılı Kanun’u Bilmemek: Şiddet görüyorsanız, “nikahım yok, polis beni korumaz” diye düşünmeyin. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, evli olma şartı aramaksızın aynı evi paylaşan veya ilişki yaşayan tüm kadınları korur. Uzaklaştırma kararı alabilirsiniz.

12. Sıkça Sorulan Sorularla Nikahsız Eşin Hak Arama Rehberi

S.1. Ayrılık Halinde Mal Paylaşımı: “Hakkımı Nasıl Alırım?”

C.1. Resmi nikahlı bir kadın boşanırken Aile Mahkemesi’nde “Mal Rejimi Tasfiyesi” davası açar. Nikahsız ya da imam nikahlı eş ise “Adi Ortaklığın Tasfiyesi” veya “Sebepsiz Zenginleşme” davası açmalıdır. Bu davalar Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülür. Geçerli deliller: banka hareketleri, ziynet kayıtları, tanık beyanları, SGK kayıtları vb.

S.2. Resmî Nikahımız Yok, Mehir Geçerli mi?

C.2. İmam nikahı sırasında kararlaştırılan mehir, yazılı bir belge (mehir senedi) ile TBK m. 288 “Bağışlama Vaadi” kapsamına göre talep edilebilmektedir. Yazılılık şartı önemlidir; taşınmaz vaadi varsa resmi şekil şartlarına uyulmalıdır. Mehir alacağı için zamanaşımı süresi 10 yıldır. Fakat Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 28.02.2022 tarihli, 2021/8076 Esas ve 2022/1622 Karar sayılı ilamında, resmi nikah kıyılmadığı sürece dini nikah sırasında düzenlenen mehir senedinin hukuken geçersiz olduğuna hükmetmiştir.

S.3. Dini nikahlı eşim öldü, çocukları beni evden çıkarıyor. Hakkım var mı?

C.3. Maalesef mirasçı değilsiniz. Ancak evin alımında katkınız varsa, genel hükümlere göre (TBK m. 620 vd. adi ortaklık) alacak davası açarak ev üzerinde hak iddia edebilir veya alacaklı sıfatıyla terekeye (mirasa) müdahil olabilirsiniz.

S.4. İmam nikahlı eşim vefat etti, dul maaşı (ölüm aylığı) bağlanır mı?

C.4. Hayır. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve 5510 sayılı Kanun, dul aylığını sadece resmi nikahlı eşe bağlar. İmam nikahlı eşin sosyal güvenlik haklarından yararlanması mümkün değildir. “Eşi olmayan” statüsünde görüldüğü için bu haktan yararlanamaz.

S.5. Eşim evi benim üzerime yaparsa, vefatından sonra ailesi geri alabilir mi?

C.5. Evet, kısmen alabilirler. Eğer bu devir “bağış” ise ve erkeğin yasal mirasçılarının (çocuklar, resmi eş, anne-baba) saklı paylarını ihlal ediyorsa, mirasçılar “Tenkis Davası” açarak saklı paylarına tecavüz edilen kısmı geri isteyebilirler. Ancak malın tamamını geri almaları zordur, sadece saklı pay oranında iade gerekebilir.

S.6. Resmi nikahlı bir adamla imam nikahlı yaşıyorum, adam ölürse ne olur?

C.6. Bu durumda “kuma” konumundasınız. Adamın resmi nikahlı eşi ve çocukları yasal mirasçıdır. Siz tereke üzerinde hiçbir hak iddia edemezsiniz. Yerleşik Yargıtay kararlarına göre “ahlaka aykırılık” nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı dahi alamazsınız. Şartları varsa ancak adi ortaklık veya sebepsiz zenginleşme kapsamında talepte bulunabilirsiniz.

S.7. Mehir senedim var ama üzerinden 8 yıl geçti, dava açabilir miyim?

C.7. Mehir alacağı için zamanaşımı süresi, evliliğin sona erdiği tarihten veya senedin muaccel olduğu tarihten itibaren 10 yıldır; ; somut durum ve muacceliyet tarihine göre değerlendirme yapılmalıdır.

S.8. İmam nikâhlı eş mirastan pay alır mı?

C.8. Kural olarak hayır; resmi nikâh tescili yoksa yasal mirasçılık doğmaz. Hak elde etmenin yolları: vasiyetname, ölünceye kadar bakım sözleşmesi veya miras bırakanın belirli tasarruflarıdır.

S.9. Resmî nikâh yokken ortak evin tapusu kime geçer?

C.9. Tapuda kayıtlı olan kimseye, ondan da yasal mirasçılarına geçer; ortak katkı ispatlanamazsa otomatik hak doğmaz; adi ortaklık veya alacak davası yoluyla müdahale edilebilir.

S.10. Nikahsız yaşadığım kişiden ayrıldım, kendim için nafaka alabilir miyim?

C.10. Hayır. Türk hukukunda “Yoksulluk Nafakası” sadece resmi nikahlı eşler içindir. Ancak ortak çocuk varsa (ve soybağı kurulmuşsa) iştirak nafakası talep edilebilir.

S.11. Birliktelik sürerken ne tür sözleşmeler yapılmalı?

C.11. Önerilenler: ortak mal katkılarını gösteren yazılı sözleşme; ölünceye kadar bakım / miras sözleşmesi (şekil şartlarına dikkat); vasiyetname. Noterde düzenleme ispatı kolaylaştırır. Ancak vasiyetnamenin tek taraflı olarak her zaman değiştirilebileceği unutulmamalıdır.

S.12. Partnerim ölmeden önce bana bir şey bırakabilir mi?

C.12. Evet, vasiyetname düzenleyerek veya miras sözleşmesi yaparak mal varlığının bir kısmını (saklı payları ihlal etmeden) size bırakabilir.

13. Sonuç: Hukuki Güvence İçin Atılması Gereken Adımlar

Resmi nikahsız birliktelik (imam nikahı ya da fiili birliktelik), Türk hukuk sisteminde bir “gri alan” değil, kadınlar için adeta bir “mayın tarlası”dır. TCK’daki ceza tehdidinin kalkmış olması, medeni hakların var olduğu anlamına gelmez. Aksine, hukuki koruma kalkanlarının indiği, kadının tamamen partnerinin vicdanına ve kendi ispat gücüne terk edildiği bir zemindir. Resmi nikahsız birliktelikler, hukuki bir zırhtan yoksundur. Sosyolojik olarak “evlilik” gibi yaşansa da mülkiyet ve miras konularında taraflar birer “yabancı” muamelesi görürler.

Özetle, resmi nikahı olmayan bir kadın:

  • Boşanma tazminatı, yoksulluk nafakası, dul aylığı, yasal miras payı, ev içi emeğe dayalı katkı payı
  • Çocuğu için iştirak nafakası ve miras (tanıma/babalık davası ile), yazılı senedi varsa mehir alacağı, maddi (para) katkısını ispatlayabilirse o oranda maldan pay (Adi ortaklık), kaza sonucu ölümde destekten yoksun kalma tazminatı (ölen bekâr ise), şiddet durumunda 6284 koruması ALABİLİR.

Kısaca Yapılması Gerekenler:

  • Birlikte yapılan büyük satınalma ve harcamaların (ev, araba vb.) kayıtlarını mutlaka saklayın.
  • Eğer resmi nikah kıyılamıyorsa, mülklerin tapuda “paylı mülkiyet” (yarı yarıya) şeklinde tescil edilmesini sağlayın.
  • Dini nikah merasiminde, TBK’daki bağışlama vaadi sözleşmesinin koşullarına uygun düzenlenen bir mehir senedinin hukukumuzda geçerli olduğunu unutmayın.
  • Gelecekteki miras riskine karşı bir vasiyetname veya miras sözleşmesi düzenlenmesi konusunu hukuki bir danışmanla görüşün.
  • Şiddete maruz kalınması halinde, nikah durumuna bakılmaksızın en yakın adli birime başvurun.

Son Tavsiye: Hukuki güvenlik, duygusal güvene tercih edilmemelidir. Eğer resmi nikah mümkün değilse, kadınlar mutlak suretle maddi varlıkları kendi üzerlerine tescil ettirmeli, yazılı mehir senedi almalı ve çocuğun soybağını doğumdan hemen sonra kurdurmalıdır. Ancak bütün bunları yaparken tecrübeli bir avukattan destek alınmasının hayati önem taşıdığı unutulmamalıdır. Aksi takdirde, yılların emeği yok sayılabilir.

Av. Arb. Zekeriya Yılmaz

Bu sayfayı paylaş