TÜRK BORÇLAR VE MİRAS HUKUKU KAPSAMINDA ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
1. ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNİN TANIMI, TÜRLERİ, UNSURLARI VE HUKUKİ NİTELİĞİ
1.1. Tanımı
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 611 ila 619. maddeleri arasında düzenlenmiş ve kanun tarafından açıkça tanımı yapılmış bir sözleşme tipidir. TBK m. 611 f/1 hükmü bu sözleşmeyi şu şekilde tanımlamaktadır: “Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısına ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir.”
Farklı hukuki vurgularla çeşitli tanımlamalar yapılmıştır:
- Öğretideki bir görüşe göre: Sözleşme; mameleki (malvarlıksal) bir kıymetin devri mukabilinde bir kimsenin hayatı sonuna kadar bakılmasını öngören, talih ve tesadüfe bağlı bir akit olarak nitelendirilmektedir.
- Kimi yazarlara göre: Bakım alacaklısının, yaşadığı sürece kendisine bakılmasını sağlamaya yönelik bir alacak hakkı elde etmesine karşılık, bakım borçlusuna bir malvarlığı edimini devretmeyi borçlandığı bir sözleşmedir.
- Diğer bir yaklaşıma göre: Taraflardan birinin diğerini ömür boyu bakıp gözetmeyi, bakılanın ise bakan tarafa malvarlığı veya malvarlığı değerlerini devretmeyi üstlendiği, taraflara borç yükleyen (ivazlı) bir sözleşmedir.
Yargıtay ise vermiş olduğu birçok kararda ölünceye kadar bakma sözleşmesini:
Bilindiği üzere, ölünceye kadar bakıp gözetmek sözleşmesi basitçe, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen, bazı yönleri itibarıyla talih ve tesadüfe, ayrıca şekle bağlı bir sözleşme şeklinde tanımlanabilir. Nitekim, söz konusu sözleşme 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 611. maddesinde, “Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir.
Bakım borçlusu, bakım alacaklısı tarafından mirasçı atanmışsa, ölünceye kadar bakma sözleşmesine miras sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır. ”
şeklinde açıklamıştır.
Genel tanım ve nitelendirmeye göre ise bu sözleşme; bakım borçlusunun hayat boyu bakma edimini üstlendiği, bakım alacaklısının ise sağlar arası ya da ölüme bağlı bir tasarrufla karşı edimini yerine getirme borcunda olduğu, şekle tabi, talih ve tesadüfe bağlı, tam iki tarafa borç yükleyen, bağımsız ve rızai bir sözleşmedir.
1.2. Türleri
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım alacaklısının karşı edimini ifa etme yöntemine (ivazın ne şekilde sağlandığına) bağlı olarak miras hukukuna veya borçlar hukukuna tabi olmak üzere iki türe ayrılmaktadır.
1.2.1. Borçlar Hukuku Nitelikli Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi
Bakım alacaklısının borcunu (ivazı) “sağlar arası” bir tasarrufla yerine getirdiği hukuki türdür. Bu sözleşme türünde bakım alacaklısı, malvarlığını veya belirli malvarlığı değerlerini sağlığında devrederek borcunu ifa eder. Sağlar arası yapısı itibariyle doğrudan borçlar hukuku kurallarına tam olarak tabi olan bir sözleşme şeklidir.
1.2.2. Miras Hukuku Nitelikli Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi
Bakım alacaklısı, sözleşmedeki karşı edimini “ölüme bağlı bir tasarrufla” ifa ediyorsa, bu tür miras hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesidir. Genellikle bakım borçlusunun terekenin (mirasbırakanın malvarlığının) tamamı veya bir kısmı üzerinde mirasçı olarak atanması şeklinde gerçekleşir.
- Doktriner Tartışma (Mirasçı Atamanın Kapsamı): Öğretideki ağırlıklı görüşlere göre, “mirasçı atama” ifadesinin dar yorumlanmaması gerekir. Bakım borçlusunun sırf külli halef olmasının gerekmediği, vasiyet alacaklısı, ön mirasçı veya art mirasçı olarak da atanabileceği ifade edilmektedir. Nitekim TMK m. 516 anlamında katı bir mirasçı ataması zorunluluğunun aranmaması gerektiği hukuki çevrelerce geniş bir eksende kabul görmektedir.
1.3. Unsurları
Sözleşmenin kurulabilmesi, yokluk veya kesin hükümsüzlük yaptırımıyla karşılaşmaması için tarafların “objektif esaslı noktalar” üzerinde mutabakata varmaları zorunludur. Bu kurucu unsurlarda anlaşma sağlanmadan sözleşmenin geçerliliğinden söz edilemez (Doktrinde TBK m. 1 vd. Genel Hükümler atıfları ile objektif esaslı unsurların varlığı sıklıkla vurgulanmaktadır). TBK m. 611 f/1 kapsamında bu sözleşmenin temel unsurları şunlardır:
1.3.1. İvazlılık Unsuru
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, kanuni tanımı ve doğası gereği taraflara karşılıklı borç yükleyen (ivazlı) bir sözleşmedir. Taraflardan birinin (bakım borçlusu) edimi bakma ve gözetme iken, diğerinin (bakım alacaklısı) asli edimi bir malvarlığını ya da malvarlığı değerini karşı tarafa devretmektir.
- Borçlar Hukuku Nitelikli Sözleşmede: Sözleşmenin borçlar hukuku ekseninde karşılıklı edimleri içermesi zorunludur ve asli edimler arasında katı bir bağımlılık ve karşılıklılık (synallagmatik ilişki) bulunur. Eğer bakım borçlusu, karşı bir değer (ivaz) elde etme düşüncesi veya iradesi olmaksızın sadece ahlaki bir görevi ifa veya bağışlama kastıyla hareket ediyorsa, ivazlılık unsuru gerçekleşmez. Aynı paralelde, bakım alacaklısı da hiçbir karşı edim (bakım beklentisi) olmadan malvarlığını devrediyorsa, taraflar arasındaki asıl ilişki bağışlama sözleşmesi niteliğine bürünür ve ölünceye kadar bakma kurallarına tabi olmaz.
- Miras Hukuku Nitelikli Sözleşmede: Miras hukukuna tabi olan bu sözleşme türünde de ivazlılık unsuru aynen geçerliliğini korur. Buradaki tek yapısal fark; karşılığın (ivazın) sağlar arası bir devir ile değil, bakım borçlusunu mirasçı veya vasiyet alacaklısı olarak “ölüme bağlı tasarrufla” atamak suretiyle sağlanmasıdır.
1.3.2. Süre Unsuru
TBK m. 611 lafzının amir emri gereği, bakıp gözetme borcunun bakım alacaklısının “hayatı boyunca” devam etmesi gereklidir. Tarafların anlaşarak, bakma ve gözetme yükümlülüğünü sadece belirli bir zaman dilimi (örneğin 5 yıl) ile sınırlandırması hukuken mümkün değildir; edim ömür boyu sürecek mahiyette taahhüt edilmelidir. Aksi halde bu işlem ölünceye kadar bakma sözleşmesi değil bir hizmet sözleşmesi olur.
1.3.3. Anlaşma Unsuru
Sözleşmenin hukuken varlık kazanabilmesi için tarafların objektif esaslı noktalar üzerinde; yani bakım alacaklısının ömür boyu bakılıp gözetilmesi ve buna mukabil bakım borçlusuna malvarlığı veya değer devri konularında “karşılıklı ve birbirine uygun” olarak iradelerini açıklamış (mutabakata varmış) olmaları şarttır.
1.4. Hukuki Niteliği
Genel hatlarıyla ölünceye kadar bakma sözleşmesi; sonuçları talih ve tesadüfe bağlı olan, tam iki tarafa borç yükleyen, sürekli borç ilişkisi doğuran, ivazlı, bağımsız ve rızai nitelikte sentetik karakterli bir sözleşmedir.
- Tam İki Tarafa Borç Yükleyen Bir Sözleşme Olması: Sözleşme, her iki tarafın karşılıklı ve birbirine sebep-sonuç ekseninde bağımlı edimlerini içerdiğinden dolayı tarafları asli borç altına sokar. Hem borçlu hem de alacaklı, karşılıklı bir ivaz çerçevesinde yükümlülüklerini yerine getirir.
- Rızai Bir Sözleşme Olması: Sözleşmenin yapılması ve hukuki neticelerinin ortaya çıkması için tarafların kanunun zorunlu tuttuğu resmî şekle uygun biçimde rızalarını beyan etmiş olmaları yeterlidir. İradelerin hukuka ve şekil kurallarına uygun biçimde birleşmesiyle sözleşme kurulmuş addedilir, ayrıca edimin aynî teslimine lüzum bulunmamaktadır.
- Bağımsız Bir Sözleşme Olması: TBK’nın ikinci kısmında düzenlenen bu kurum, kendine has asli kuralları olan ve başka bir hukuki işleme temel olarak ihtiyaç duymayan “bağımsız” bir sözleşme türüdür.
- Sürekli Borç İlişkisi Doğuran Bir Sözleşme Olması: Ani edimli sözleşmelerin aksine borçlu, borcunu zaman içinde kesintisiz, mütemadi bir davranışla yerine getirir. Bakım borçlusunun ana edimi olan “bakma ve gözetme” ifası bir anlık değil, zaman içine yayılan devamlı bir yüktür. Ancak TBK m. 619 gereği, bakım borçlusunun iflası halinde borç ilişkisinin süreklilik niteliği yasa gereği derhal sona erer ve bakım alacağı, iflas masasına kaydedilmek üzere anapara alacağına dönüşür.
- Talih ve Tesadüfe Bağlı Bir Sözleşme Olması: Sözleşme akdedildiği an itibariyle bakım alacaklısının vereceği malvarlığı belirli olmakla birlikte; bakım borçlusunun üstlendiği bakım yükümlülüğünün ne kadar süreceği belirsizdir. Bakım alacaklısının hayat süresinin belirsiz olması, edimin miktarını tamamen öngörülemez hale getirdiğinden sözleşme talih ve tesadüfe bağlıdır. Meydana gelen bu yüksek orandaki tesadüfilik, sözleşmeyi kumar veya bahis gibi tahvil edilemez bir eksik borca dönüştürmez; aksine hukuken bağlayıcı niteliktedir.
İKİNCİ BÖLÜM
2. ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNİN KURULMASI
2.1. Genel Olarak
Sözleşme, tarafların hukuki bir ilişkiyi veya hakkı kurmak, değiştirmek ya da ortadan kaldırmak amacıyla karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla oluşur (TBK m. 1). Genel sözleşme kuralları ölünceye kadar bakma sözleşmesi için de geçerlidir. Sözleşmenin iki temel tarafı vardır: Bakım alacaklısı ve bakım borçlusu.
2.1.1. Bakım Alacaklısı
- Gerçek kişi olması: Sözleşmenin amacı, hayatın son demlerinde bir kimsenin insani, doğal ve bedensel ihtiyaçlarının karşılanması olduğundan, bu nitelikteki ihtiyaçlara sahip olabilecek yegâne varlık insandır. Tüzel kişilerin bakım alacaklısı olması eşyanın tabiatına aykırıdır.
- Kısıtlı veya küçük olması: Borçlar hukuku nitelikli sözleşmelerde; ayırt etme gücüne sahip küçük veya kısıtlılar yasal temsilcileri aracılığıyla bu sözleşmeyi yapabilirler. Ancak geçerlilik için TMK m. 463/b-4 gereğince vesayet makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi) izni ve denetim makamının (Asliye Hukuk Mahkemesi) onayı mutlak surette şarttır. Miras hukuku nitelikli sözleşmelerde ise; bakım alacaklısı karşı edimini ölüme bağlı tasarruf yoluyla ifa ettiği için bu işlem maddi anlamda bir “miras sözleşmesi”dir ve tam ehliyet gerektirir. Yasal temsilci aracılığıyla yapılamaz.
- Evli olması: Evli birinin bakım alacaklısı olması durumunda tasarruf yetkisinin sınırlandırılması (TMK m. 199) gündeme gelebilir. Ayrıca aile topluluğuna katılma hususunda (TBK m. 614), eşiyle ilişkisinin zarar görmemesi için diğer eşin de sözleşmeye taraf olarak katılması veya sözleşmeye “ayrı evde yaşanacağına” dair özel hüküm konulması en iyi hukuki çözümlerdir.
- Üçüncü bir kişi olması durumu: Taraflar malvarlığını devreden kişinin kendisi değil de üçüncü bir kişinin “bakım alacaklısı” olmasını kararlaştırabilirler. Öğreti, bu sözleşmenin “tam üçüncü kişi yararına sözleşme” şeklinde yapılmasını ve bakılacak üçüncü kişinin de ifayı doğrudan talep hakkına sahip kılınmasını önermektedir.
- Birden çok kişi olması: Bakım alacaklısı birden çok kişi olabilir. Alacaklılardan birinin ölümü ile sözleşme sona ermez, sağ kalan alacaklı için ömür boyu devam eder.
2.1.2. Bakım Borçlusu
- Gerçek veya tüzel kişi olması: Bakım borçlusunun gerçek kişi olması zorunlu değildir; “tüzel kişiler” de bakım borçlusu olabilirler (TBK m. 612 f/2).
- Kısıtlı veya küçük olması: Teorik olarak mümkündür fakat fiili bakım yükümlülüklerinin ağırlığı nedeniyle pek rastlanmaz. Yapılması halinde vesayet ve denetim makamlarının onayı şarttır.
- Evli olması durumu: İhtilafların önlenmesi amacıyla yasal bir zorunluluk olmasa dahi mutlaka bakım borçlusunun eşinden fiili/hukuki rıza alınması yerinde olacaktır.
- Birden çok kişi olması: Birden çok bakım borçlusu kural olarak “zincirleme (müteselsil) sorumlu” olurlar. Ancak sözleşme içi iş bölümü yapılması mümkündür.
2.2. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Şekli
Sözleşme serbestisinin temel kuralı olan “şekil serbestisi” (TBK m. 12) bu sözleşme için geçerli değildir. Şekil şartı bir ispat değil, mutlak bir “geçerlilik” koşuludur.
2.2.1. Sözleşmenin Resmî Şekilde Düzenlenmesi
TBK m. 612 f/1 hükmü amirdir: “Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirasçı atanmasını içermese bile, miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli olmaz.” TMK m. 545 gereğince miras sözleşmeleri resmî biçimde düzenlemesi gerektiğinden, ölünceye kadar bakma sözleşmesi resmî şekilde yapılmak zorundadır. Borçlar veya miras hukuku nitelikli fark etmeksizin tüm sözleşmeler bu kurala tabidir. Hukuki Not: Uygulamada ve kimi Yargıtay kararlarında tapusuz taşınmazların devri menkul hükümlerine (zilyetliğin devri) tabi tutulsa da sözleşmenin temel iskeletini oluşturan bakım ilişkisinin geçerli doğabilmesi için TBK m. 612’nin emredici şekil şartına uyulması elzemdir.
- Yetkili olanlar: TMK m. 532 f/2 gereğince yetkili resmî memurlar, sulh hukuk hâkimi veya noterdir. Ancak devredilecek malvarlığı bir “taşınmaz” ise, 10.12.1952 tarihli YİBK kararı ile tapu memurları da bu sözleşmeyi düzenlemeye yetkili kılınmıştır.
- Katılamayacak olanlar: TMK m. 536 f/1 uyarınca tarafların yakın hısımları, eşleri ve okur-yazar olmayanlar sözleşmeye resmî memur veya tanık sıfatıyla katılamazlar.
- Düzenleme Prosedürü: Taraflar memur huzurunda aynı anda bulunmalı, memur iradeleri metne dökmeli, metin taraflarca ve tanıklarca okunup imzalanmalıdır. Önceden yazılmış metne sadece onaylama işlemi yapmak kanuna aykırıdır.
2.2.2. Sözleşmenin Adi Yazılı Şekilde Düzenlenmesi
TBK m. 612 f/2 uyarınca, bakım borçlusu “Devletçe tanınmış bir bakım kurumu” ise sözleşme istisnai olarak “adi yazılı” şekilde yapılabilir. Ancak öğretide, bu istisnanın sadece borçlar hukuku nitelikli sözleşmeler için geçerli olduğu, eğer kurumu mirasçı olarak atayan bir işlem yapılacaksa TMK m. 545’teki resmî şekil şartına mutlaka uyulması gerektiği kabul edilmektedir.
2.2.3. Şekil Eksikliğinin Neticeleri
Kural olarak şekle uyulmaması kesin hükümsüzlük (butlan) sonucunu doğurur (TBK m. 12). Ancak taraflar edimlerini yıllarca iyi niyetle ifa etmişlerse, ölümden sonra şekil eksikliğinin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması yasağına (TMK m. 2) takılır ve Yargıtay içtihatlarında dinlenmez. Buna karşılık, bakım alacaklısı malını devrettikten çok kısa süre sonra vefat ederse (şekil eksikliğini öne sürecek zaman bulamadan), mirasçıların şekil eksikliğini ileri sürmesi dürüstlük kuralına aykırı sayılmaz (YİBGK 05.06.1957 Kararı).
2.3. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinde İrade Bozuklukları
TBK m. 30-39 hükümleri (yanılma, aldatma, korkutma) niteliğine aykırı düşmedikçe tüm sözleşmelere uygulanır.
- Yanılma (Hata): Sözleşme kurulurken “esaslı” bir yanılmaya (sözleşmenin niteliğinde, kişide, miktarda) düşen taraf sözleşmeyle bağlı değildir.
- Aldatma (Hile): Aldatma ile yapılan sözleşme, yanılma esaslı olmasa dahi iptal edilebilir. Örneğin; bakım alacaklısının mülkiyetinde olmayan bir malı devredebileceği izlenimi yaratması veya ciddi bir hastalığını gizlemesi. Yargıtay içtihatlarında; en başından itibaren bakım niyetiyle değil salt malvarlığı edinme maksadıyla hareket edildiğinin tespiti ağır bir aldatma ve iptal sebebi sayılmıştır.
- Korkutma: Şahsına veya yakınlarına yönelik ağır ve yakın bir tehlike tehdidiyle sözleşme imzalayan taraf iptal hakkını kullanabilir.
- İptal Hakkı Süresi: Yanılma veya aldatmanın öğrenildiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde kullanılmalıdır.
2.4. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinde Muvazaa
2.4.1. Genel Olarak
Muvazaa (danışıklılık), tarafların üçüncü kişileri aldatmak maksadıyla, gerçek iradelerine uymayan bir işlemi görünürde geçerliymiş gibi yapmalarıdır (TBK m. 19). Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde muvazaa çoğunlukla, bakım alacaklısının (muris / mirasbırakan) diğer mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışladığı taşınmazı “ölünceye kadar bakma sözleşmesi” kılıfıyla tapuda devretmesi şeklinde görülür. Bu durum muris muvazaasına vücut verir (01.04.1974 tarihli YİBBGK Kararı).
Yargıtay içtihatlarında muvazaa davasında asıl mesele, işlemdeki temel iradenin mirasçıdan mal kaçırma mı yoksa gerçekten bakım güvencesi mi olduğunun tayinidir. Murisin yaşı, sağlık durumu, tüm malvarlığının miktarı ve devredilen malın bu mamelek içindeki makul oranı mahkemelerce titizlikle incelenir.
Miras Hukuku Açısından Hayati Nüans: Muvazaa iddiaları hak düşürücü veya zamanaşımı süresine tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir. Eğer mahkeme muvazaa tespit ederse işlem “kesin hükümsüz” sayılır ve devredilen malvarlığı tamamen terekeye (mirasbırakanın malvarlığına) geri döner. Bu durum, sadece saklı paylı mirasçılara hak tanıyan “tenkis” davasından yapısal olarak farklıdır; muvazaada saklı paylı olup olmadığına bakılmaksızın tüm yasal mirasçılar hak iddia edebilir.
2.4.2. Bakım Borçlusunun Eş veya Altsoy Olması
Yargıtay, bakım borçlusunun eş veya altsoy (çocuk, torun) olması durumunda “Oran/Makullük Kriterini” devreye sokar. Eşe veya çocuğa devir yapılması hayatın olağan akışına uygun kabul edilse de muris devrettiği tek malvarlığını veya malvarlığının devasa bir kısmını diğer mirasçıları mahrum bırakacak şekilde tek bir kişiye devrediyorsa, asıl amacın “mal kaçırma” olduğu kabul edilir.
2.4.3. Bakım Borçlusunun Üçüncü Kişi Olması
Üçüncü kişiye yapılan devirlerde de makul sınır gözetilir. Emsal kararlara konu olaylarda, murisin elindeki tüm gayrimenkulleri makul sınırları aşarak üçüncü kişiye (örneğin gelinine) devretmesi mal kaçırma iradesi sayılarak iptal edilmiştir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
3. ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNİN HÜKÜMLERİ
3.1. Genel Olarak
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, kişisel hak doğuran ve taraflara karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmedir. Her iki taraf da birbirlerine karşı aynı anda hem alacaklı hem de borçlu sıfatına haizdir.
3.2. Bakım Alacaklısının Hakları ve Borçları
3.2.1. Hakları
Bakım alacaklısının elde ettiği haklar, kişiliği ile özdeşleşen ve hayat boyu süren haklardır.
- Devredilemez Olması: Sözleşmeden doğan hakların üçüncü kişilere devri kesinlikle yasaktır (TBK m. 619). Bu hak şahsa sıkı sıkıya bağlıdır.
- Haczedilemez ve Takas Edilemez Olması: Bakım hakkı icra takibiyle haczedilemez ve geçim için mecburi olduğundan alacaklının rızası olmadan tek taraflı olarak takas edilemez (TBK m. 144/3).
- Kanuni İpotek Hakkı (TBK m. 613): Malvarlığını peşinen devreden bakım alacaklısını korumak için, devredilen taşınmaz üzerinde 3 ay içinde tapuya tescil edilmek şartıyla “kanuni ipotek” kurma hakkı tanınmıştır.
3.2.2. Borçları
Bakım alacaklısının asli edimi, malvarlığını veya değerlerini devretmektir. Ayrıca iyi niyet kuralları gereği, uyumlu bir aile ferdi gibi davranmak ve borçluya yersiz zorluk çıkarmamak zorundadır.
3.3. Bakım Borçlusunun Hakları ve Borçları
3.3.1. Hakları
Bakım borçlusunun asli hakkı, üstlendiği bakım edimi karşılığında malvarlığının kendisine devredilmesini talep hakkıdır.
3.3.2. Borçları
- Aile Topluluğuna Katılma ve Beslenme: Aksi kararlaştırılmadıkça alacaklı borçlunun evinde yaşar (TBK m. 614). Borçlu, alacaklının hayat alışkanlıklarına ve sağlık durumuna uygun gıda temin etmekle yükümlüdür.
- Sağlık ve Tedavi Masrafları: TBK m. 614 f/2 gereği; hastalık durumunda tedavi, ameliyat, ilaç gibi tüm sağlık giderleri sınırsız olarak borçluya aittir.
- Sevgi, Saygı ve Hizmet: Sadece maddi bakım yetmez; yemeğin hazırlanması, ev temizliği ve manevi şefkat de borcun kapsamındadır.
- Harçlık ve Cenaze Giderleri: Alacaklıya düzenli harçlık verilmeli ve sözleşme sonu ritüeli olarak cenaze masrafları (mezar yeri, defin) karşılanmalıdır.
3.3.3. İfa Zamanı ve Zamanaşımı
Hukuk öğretisindeki ağırlıklı görüşe göre, bakım alacağı sürekli ve kesintisiz bir bütün olduğundan 5 yıllık dönemsel edim zamanaşımına değil, TBK m. 146’daki 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
4. ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ
4.1. Genel Olarak
Sözleşme; tarafların karşılıklı anlaşması, alacaklının ölümü veya sözleşmeden dönme yollarıyla sona erebilir. Kanun, sürekli edimli bir sözleşme olmasına rağmen TBK m. 616 ve 617 hükümlerinde istisnai olarak geçmişe etkili (ex tunc) sona ermeyi, yani “dönme”yi kabul etmiştir.
4.2. Bakım Alacaklısının Ölümü
Bakım alacaklısının ölümü ile bakım borçlusunun edim yükümlülüğü ve sözleşme kendiliğinden sona erer.
4.3. Tarafların İradesi ile Sona Erdirilmesi
4.3.1. Sözleşmeden Dönme (Haklı Sebeple)
Taraflardan birinin asli edim yükümlülüklerine telafisi imkânsız şekilde aykırı davranması (beslememe, hakaret etme vb.) halinde TBK m. 617 gereği sözleşmeden dönülebilir. Sözleşme geçmişe etkili ortadan kalktığı için taraflar o güne kadar ifa ettikleri edimleri iade etmek (sebepsiz zenginleşme) zorundadır. Hâkim, haklı dönme şartları oluştuğunda sözleşmeyi tamamen ortadan kaldırmak yerine, fiili bakım edimlerini “ömür boyu irada (gelire)” dönüştürebilir.
4.3.2. Süreli Dönme Bildirimi ile Sona Erdirilmesi
TBK m. 616 uyarınca, tarafların edimleri arasında “önemli ölçüde oransızlık” varsa ve malını veren alacaklı bir “bağışlama amacı” gütmediğini ispatlayabiliyorsa sözleşmeyi sona erdirebilir. Karşı tarafa ulaşmasından itibaren “altı aylık sürenin” geçmesiyle sözleşme geçmişe etkili sonlanır.
4.4. Üçüncü Kişilerin Tenkis ve İptal Hakları
Sözleşme muvazaaya veya alacaklılardan mal kaçırmaya alet edilmişse hukuki koruma yolları devreye girer.
4.4.1. Mirasçıların Tenkis Davası
Mirasbırakan, saklı pay kurallarını dolanmak (ivazlı işlem arkasına gizlenerek bağışlama yapmak) kastıyla hareket etmişse, saklı paylı mirasçılar TMK m. 565 uyarınca tenkis davası açabilirler. Bu dava, muris muvazaasından farklı olarak sadece “saklı payı ihlal edilen” tutarın iadesini kapsar.
4.4.2. Alacaklıların İptal Davası
İİK m. 277 vd. uyarınca alacaklılar tasarrufun iptali davası açabilirler. İİK m. 278, ölünceye kadar bakma sözleşmelerini “bağışlama hükmünde” sayarak iptale tabi kılmıştır. Davanın kazanılması tapuyu eski haline getirmez, sadece alacaklıya malı “haczettirip sattırma” yetkisi verir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
5. TEMEL ÇIKARIMLAR VE ÖNERİLER
- Şekil Şartlarına Dikkat: Sözleşmenin katı şekil kurallarına bağlanması hayati önemdedir. Mirasçı atamayı içeren işlemler mutlak surette resmî memur önünde yapılmalıdır.
- Tapu Sicili Önlemi: Devredilen taşınmaz üzerinde 3 aylık kanuni ipotek hakkının kaybolmaması ve iyi niyetli üçüncü kişilerin mağduriyetinin önlenmesi adına, işlemleri düzenleyen noterlerin tapu siciline doğrudan şerh düşmesi hukuki güvenliği artıracaktır.
- Muvazaa ve Tenkis Ayrımının Gözetilmesi: Bir işlemin iptalinde mirasçıların stratejisi iyi belirlenmelidir. Sözleşmenin muvazaa (mal kaçırma) nedeniyle tamamen iptali terekeye dönüş sağlarken, işlem geçerli bulunup gizli bağışlama kabul edilirse tenkis davası ile yalnızca saklı paylar kurtarılabilir.
- Sağlık Sigortası ile Risk Yönetimi: Bakım borçlusunun üstlendiği sınırsız tedavi masrafları riskini yönetebilmesi adına, bakım alacaklısına mutlaka geniş kapsamlı özel sağlık sigortası yaptırması tavsiye edilir.
Av. Arb. Zekeriya YILMAZ