ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLAR: Vasiyetname ve Miras Sözleşmesi Rehberi (2026)

ölüme bağlı tasarruflar

ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLAR: Vasiyetname ve Miras Sözleşmesi Rehberi (2026)

1. Ölüme Bağlı Tasarruf Nedir ve Hukuki Çerçevesi Nasıldır?

Miras hukuku, insan yaşamının kaçınılmaz bir gerçeği olan ölüm olayının hukuki sonuçlarını düzenleyen, mülkiyet hakkının ölüm sonrasına uzanan etkilerini belirleyen ve hem bireysel irade serbestisini hem de ailenin ekonomik bütünlüğünü korumayı amaçlayan karmaşık bir disiplindir. Bu disiplinin merkezinde, mirasbırakanın (muris) sağlığında açıkladığı, ancak hüküm ve sonuçlarını kural olarak ölümle birlikte doğuran irade beyanları, yani Ölüme Bağlı Tasarruflar (ÖBT) yer alır.

Akademik bir perspektifle yaklaşıldığında, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) sistematiği içerisinde ölüme bağlı tasarruflar, sadece bir malvarlığı intikali aracı değil, aynı zamanda kişinin ölümünden sonra dahi hukuki dünyada iz bırakma arzusunun bir tezahürüdür. Bu çalışmanın amacı, uygulamanın içinde karşılaşılması muhtemel sorunlara ışık tutan, teorik tartışmaları pratikle harmanlayan bütüncül bir tablo çizmektir.

2. Ölüme Bağlı Tasarrufların Hukuki Niteliği: Şekli ve Maddi Ayrım

Ölüme bağlı tasarruf kavramı, teknik hukuk terminolojisinde iki farklı anlamı bünyesinde barındırır. Geniş anlamda ölüme bağlı tasarruf, mirasbırakanın ölümüne bağlı olarak hüküm ifade etmek üzere yaptığı her türlü hukuki işlemi kapsar. Dar anlamda ise, bu işlemlerin içerdiği maddi tasarrufları (vasiyet, mirasçı atama vb.) ifade eder.

Hukuki niteliği itibarıyla ölüme bağlı tasarruflar, “kişiye sıkı sıkıya bağlı” haklardandır. Bu nitelik, mirasbırakanın bu tasarrufu bizzat yapmasını zorunlu kılar. Temsil, vekalet veya yasal temsilci aracılığıyla ölüme bağlı tasarruf yapılması, Türk hukuk sisteminde kesin olarak reddedilmiştir. Zira kişinin son arzuları, onun en mahrem ve şahsi iradesini yansıtır; bu iradenin bir başkası tarafından ikame edilmesi, işlemin ruhuna aykırıdır.

Ölüme bağlı tasarrufların en belirgin özelliği, “ölüme bağlı” olmalarıdır. Bu işlemler, yapıldıkları anda hukuki varlık kazansalar da hukuki sonuçlarını (mülkiyetin geçişi, alacak hakkının doğumu vb.) ancak mirasbırakanın ölümüyle doğururlar. Ölüm anına kadar, lehine tasarruf yapılan kişi (lehdar) için kazanılmış bir hak (müktesep hak) söz konusu değildir; sadece fiili bir “umut” veya “beklenti” mevcuttur. Bu durum, vasiyetnamenin her zaman geri alınabilir (rücu edilebilir) olmasının da temelini oluşturur.

3. Miras Hukukunda İrade Serbestisi ve Sınırları (Numerus Clausus İlkesi)

Miras hukukunda hâkim olan temel prensiplerden biri “İrade Serbestisi”dir. Ancak bu serbesti, hukuki işlem türünün çeşitliliği bakımından Borçlar Hukuku’ndaki sözleşme özgürlüğü kadar sınırsız değildir. Kanun koyucu, mirasbırakanın iradesinin güvenliğini sağlamak, ispat güçlüklerini önlemek ve kamu düzenini korumak amacıyla, ölüme bağlı tasarrufun yapılabileceği hukuki işlem türlerinde “Sınırlı Sayı” (Numerus Clausus) ilkesini benimsemiştir.

Bu ilke uyarınca, mirasbırakan ölüme bağlı tasarruflarını ancak kanunda (TMK m. 531 vd.) öngörülen tip ve şekillerde yapabilir. Kanunun öngörmediği bir türde (örneğin, sadece video kaydıyla veya dijital imzalı bir e-posta ile) yapılan ölüme bağlı tasarruf, içerik olarak ne kadar net olursa olsun geçersizdir. Bu katı şekilcilik, mirasbırakanın gerçek iradesinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi ve ölümünden sonra ortaya çıkabilecek sahteciliklerin önlenmesi gayesine hizmet eder.

4. Şekli ve Maddi Anlamda Ölüme Bağlı Tasarruf Ayrımı

Ölüme bağlı tasarrufların anlaşılmasında en kritik akademik ayrım, “Şekli Anlamda” ve “Maddi Anlamda” ölüme bağlı tasarruf ayrımıdır. Bu ayrım, konunun hem teorik inşası hem de iptal davalarındaki (özellikle kısmi butlan/iptal hallerinde) pratik sonuçları bakımından hayati önem taşır.

  • Şekli Anlamda Ölüme Bağlı Tasarruflar: Mirasbırakanın iradesini açıkladığı “dış kalıbı” veya “aracı” ifade eder. Türk hukukunda bu kalıplar sadece iki tanedir: Vasiyetname ve Miras Sözleşmesi.
  • Maddi Anlamda Ölüme Bağlı Tasarruflar: Bu kalıpların içerisine yerleştirilen “hukuki muhtevayı” veya “tasarrufun özünü” ifade eder. Mirasçı atama, belirli mal bırakma (vasiyet), vakıf kurma, mirastan ıskat gibi işlemler maddi anlamda tasarruflardır.

Bu ayrımın önemi şuradadır: Bir vasiyetname (şekli anlamda), içinde maddi anlamda bir ölüme bağlı tasarruf içermeyebilir (örneğin sadece evlilik dışı çocuğun tanınması veya cenaze töreni talimatları). Veya bir miras sözleşmesi (şekli anlamda), içinde tek taraflı ve her zaman dönülebilir bir vasiyet hükmü barındırabilir.

Aşağıdaki tablo, bu temel ayrımı ve özelliklerini özetlemektedir:

Özellik Şekli Anlamda ÖBT (Araç) Maddi Anlamda ÖBT (İçerik)
Tanım İradenin büründüğü yasal form. İradenin yöneldiği hukuki sonuç.
Türler Vasiyetname, Miras Sözleşmesi. Mirasçı atama, Mal vasiyeti, Vakıf kurma, İbra, Iskat vb.
Hukuki İşlem Tipi Tek taraflı (Vasiyetname) veya İki taraflı (Miras Sözleşmesi). Kazandırıcı işlem veya tasarruf işlemi.
Bağlayıcılık Vasiyetname her zaman geri alınabilir; Miras Sözleşmesi kural olarak bağlayıcıdır. İçeriğine göre değişir (Vakıf kurma bağlayıcı olabilir, vasiyetten dönülebilir).

5. Kimler Ölüme Bağlı Tasarruf Düzenleyebilir? (Ehliyet Şartları)

Bir hukuki işlemin geçerliliğinin ön koşulu, işlemi yapanın ehliyetidir. Ölüme bağlı tasarruflar, mirasbırakanın malvarlığını ve şahsi durumunu ölümünden sonra etkilediği için, kanun koyucu genel fiil ehliyetinden (TMK m. 9) ayrılan özel ehliyet rejimleri öngörmüştür. Bu rejim, vasiyetname ve miras sözleşmesi için farklılaşmaktadır.

a. Vasiyetname Ehliyeti

Vasiyetname, tek taraflı bir irade beyanı olduğu ve mirasbırakanın sağlığında malvarlığında bir azalma meydana getirmediği için, kanun koyucu tam ehliyet şartı aramamıştır. TMK m. 502 uyarınca, vasiyetname yapabilmek için iki şartın kümülatif olarak (birlikte) gerçekleşmesi gerekir:

  • Ayırt Etme Gücüne Sahip Olmak (Temyiz Kudreti): Kişinin yaptığı işlemin sebep ve sonuçlarını kavrayabilme, davranışlarını buna göre yönlendirebilme yeteneğidir. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk, yaşlılığa bağlı bunama (demans/alzheimer) veya ağır ilaç etkisi gibi sebeplerle bu güçten geçici veya sürekli yoksun olanların vasiyetnameleri sakattır. Yargıtay uygulamalarında, vasiyetnamenin yapıldığı andaki zihinsel durum esastır. Akıl hastalığı olan bir kişinin dahi, “lucidum intervallum” (aydınlık an) denilen şuurun açık olduğu bir zaman diliminde yaptığı vasiyetname geçerli kabul edilebilir. Ancak bu durumun ispatı, Adli Tıp Kurumu raporları ve tanık beyanlarıyla şüpheye yer bırakmayacak şekilde yapılmalıdır.
  • On Beş Yaşını Doldurmuş Olmak: Vasiyetname için erginlik (18 yaş) şartı aranmaz. 15 yaşını ikmal etmiş ve ayırt etme gücüne sahip bir küçük, velisinin veya vasisinin rızasına muhtaç olmaksızın vasiyetname yapabilir. Bu durum, ölüme bağlı tasarrufun “kişiye sıkı sıkıya bağlı” niteliğinin bir sonucudur.

Kısıtlıların Durumu: Vesayet altındaki bir kişinin (kısıtlının) vasiyetname yapıp yapamayacağı sıkça sorulan bir husustur. Doktrinde belirtildiği üzere; kısıtlılık (hacir) tek başına vasiyetname ehliyetini kaldırmaz. Eğer kişi savurganlık, alkol bağımlılığı veya hapis cezası (TMK m. 407) nedeniyle kısıtlanmışsa ve ayırt etme gücüne sahipse, vasiyetnamesi geçerlidir. Ancak akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanan birinde, ayırt etme gücünün yokluğu karine olarak kabul edilir; aksinin ispatı işlemi yapana (veya savunan tarafa) düşer.

b. Miras Sözleşmesi Ehliyeti

Miras sözleşmesi, iki taraflı bir işlem olması ve mirasbırakanı bağlayıcı (mirasbırakanın sağlığında veya ölümünde malvarlığını etkileyici) nitelikte olması nedeniyle daha sıkı ehliyet şartlarına tabidir. TMK m. 503 uyarınca miras sözleşmesi yapabilmek için şu şartlar aranır:

  • Tam Ehliyet: Kişinin ergin olması (18 yaşını doldurmuş), ayırt etme gücüne sahip olması ve kısıtlı olmaması gerekir.
  • Kısıtlılar İçin Özel Durum: Miras sözleşmesinin “ölüme bağlı tasarrufta bulunan” tarafı (yani mirasını bırakan veya bağlayıcı bir tasarruf yapan taraf) tam ehliyetli olmalıdır. Ancak sözleşmenin diğer tarafı, sadece bir kazandırmayı kabul ediyorsa (kendisi bir ölüme bağlı tasarrufta bulunmuyorsa), ayırt etme gücüne sahip olması yeterlidir. Eğer bu karşı taraf kısıtlı ise, yasal temsilcisinin rızası ve vesayet/denetim makamlarının izni ile sözleşme yapabilir.

6. Şekli Anlamda Ölüme Bağlı Tasarruflar: Vasiyetname ve Miras Sözleşmesi

Mirasbırakanın iradesinin hukuki alemde varlık kazanabilmesi, bu iradenin kanunun öngördüğü “şekil kalıplarına” dökülmesine bağlıdır.

Miras hukukunda “irade serbestisi” esas olmakla birlikte, bu özgürlük kamu düzenini ve hukuk güvenliğini sağlamak amacıyla “sınırlı sayı” (numerus clausus) ilkesiyle sınırlandırılmıştır. Bu ilke uyarınca, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufları yalnızca kanunda (TMK) açıkça belirtilen özel tip ve şekillerde yapıldığında hukuken geçerli kabul edilir. Kanunun öngördüğü şekil şartlarına uyulmadan (örneğin sadece video kaydıyla) yapılan işlemler, irade ne kadar net olursa olsun geçersizdir. Bu katı şekilciliğin temel amacı, ispat güçlüklerini aşmak, sahtecilik riskini ortadan kaldırmak ve mirasbırakanın gerçek iradesini şüpheye yer bırakmayacak şekilde koruma altına almaktır.

7. Vasiyetname Türleri ve Geçerlilik Şartları (TMK m. 531-544)

Vasiyetname, mirasbırakanın tek taraflı iradesiyle kurulan, varması gerekli olmayan ve mirasbırakanın ölümüne kadar her zaman serbestçe geri alabileceği bir tasarruftur. Kanun koyucu, iradenin sıhhatini ve ispatını garanti altına almak için resmi, el yazılı ve sözlü olmak üzere üç tür vasiyetname şekli düzenlemiştir.

A. Noterde Resmi Vasiyetname Nasıl Yapılır? (TMK m. 532-537)

En güvenli, ispat gücü en yüksek ve iptali en zor olan vasiyetname türüdür. Resmi memur (Noter, Sulh Hukuk Hâkimi veya yetkili diğer memurlar) ve iki tanığın iştirakiyle düzenlenir. Resmi vasiyetname prosedürü, mirasbırakanın okuma-yazma bilip bilmemesine göre ikiye ayrılır:

a) Okunarak ve İmzalanarak Düzenleme (Adi Usul) (TMK m. 534)

  1. Mirasbırakan arzularını memura bildirir.
  2. Memur metni yazar veya yazdırır.
  3. Mirasbırakan metni bizzat okur ve imzalar.
  4. Memur tarih atar ve imzalar.
  5. Kritik Aşama: Mirasbırakan, vasiyetnameyi okuduğunu ve son arzularına uygun olduğunu iki tanık huzurunda beyan eder.
  6. Tanıklar, mirasbırakanın bu beyanı huzurlarında yaptığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini şerh düşerek imzalarlar. Bu usulde tanıkların vasiyetnamenin içeriğini bilmeleri gerekmez.

b) Okunmaksızın ve İmzalanmaksızın Düzenleme (TMK m. 535)

Mirasbırakan okuma-yazma bilmiyorsa, görme engelliyse veya imza atamayacak durumdaysa (örneğin felçli) bu usul uygulanır. Memur, metni iki tanık huzurunda mirasbırakana okur. Mirasbırakan beyanını onaylar. Bu usulde tanıklar içeriği öğrenmek zorundadır, zira metnin doğruluğuna da tanıklık ederler.

c) Düzenlemeye Katılma Yasağı (TMK m. 536)

Vasiyetnamenin tarafsızlığını sağlamak amacıyla; mirasbırakanın eşi, altsoy ve üstsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri resmi vasiyetnamede memur veya tanık olamazlar. Bu yasağa rağmen katılırlarsa, vasiyetname tamamen geçersiz olmaz; ancak bu kişilere yapılan kazandırmalar iptal edilir.

B. El Yazılı Vasiyetname Geçerlilik Şartları Nelerdir? (TMK m. 538)

Uygulamada sıkça başvurulan, masrafsız ve gizliliği sağlayan, ancak şekil eksikliği nedeniyle iptal riski en yüksek olan türdür. Geçerliliği için üç temel unsurun bir arada bulunması zorunludur:

  • Tamamının El Yazısı Olması: Metnin başından sonuna kadar bizzat mirasbırakanın el yazısıyla yazılması şarttır. Bilgisayar, daktilo, başkasının el yazısı ile yazılan ve sadece imzalanan belgeler “yokluk” veya “mutlak butlan” ile sakattır. Kullanılan araç (kalem, boya, tebeşir) veya zemin (kâğıt, duvar, masa) önemli değildir, yeter ki el yazısı aidiyeti ispatlanabilsin.
  • Tarih: Düzenleme yerinin (tercihen), yıl, ay ve gün olarak gösterilmesi zorunludur. Tarihin eksikliği vasiyetnameyi iptal edilebilir kılar. Ancak Yargıtay içtihatları ve doktrin, tarihin metnin içeriğinden belirlenebilir olmasını (örneğin “2023 Kurban Bayramı Arefesi”) yeterli görebilmektedir. Tarih, mirasbırakanın ehliyetinin tespiti ve birden fazla vasiyetname varsa hangisinin sonraki tarihli olduğunun belirlenmesi açısından hayati önem taşır.
  • İmza: Metnin sonuna el yazısı ile imza atılmalıdır. Mühür, parmak izi veya elektronik imza geçerli değildir.

C. Sözlü Vasiyetname Hangi Durumlarda Geçerlidir? (TMK m. 539-541)

İstisnai bir vasiyetname türüdür. Sadece “olağanüstü durumlar” nedeniyle diğer vasiyetname türlerine başvurmanın imkânsız olduğu hallerde geçerlidir.

  • Şartları: Yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş, deprem gibi durumların varlığı ve bu durumun resmi veya el yazılı vasiyet yapmayı engellemesi gerekir.
  • Prosedür: Mirasbırakan son arzularını iki tanığa anlatır. Tanıklar bunu yazıya geçirir veya ezberlerinde tutarak “vakit geçirmeksizin” yetkili mahkemeye başvurur.
  • Yargısal İçtihat: Sözlü vasiyette tanıkların başvuracağı mahkeme konusunda “yetki” kuralları esnek yorumlanır. Kanunun “vakit geçirmeksizin” ifadesi, tanıkların ulaşabildikleri ilk Sulh veya Asliye mahkemesine başvurmalarını yeterli kılar. Mahkemenin “yetkisizlik” kararı vererek süreci uzatması, sözlü vasiyetin ruhuna ve ivedilik şartına aykırıdır. (Yargıtay 20. HD. 2016/6862E., 2016/7970 K. 20.9.2016 T.)
  • Hükümden Düşme: Olağanüstü hâl ortadan kalktıktan sonra mirasbırakan 1 ay daha yaşarsa, sözlü vasiyet kendiliğinden hükümsüz olur.

8. Miras Sözleşmesi Türleri: Olumlu ve Olumsuz (Feragat) Sözleşmeler (TMK m. 545 vd.)

Miras sözleşmesi, şekil olarak resmi vasiyetname ile aynı prosedüre (noter + 2 tanık) tabidir. Ancak niteliği gereği “iki taraflı” bir işlemdir. İki ana türü vardır:

  • Olumlu Miras Sözleşmesi: Mirasbırakanın, karşı tarafı veya üçüncü bir kişiyi mirasçı atadığı veya mal bıraktığı sözleşmedir. Bu sözleşme, mirasbırakanın sağlığında malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisini kural olarak kısıtlamaz; ancak sözleşme ile bağdaşmayan sonraki ölüme bağlı tasarruflar veya bağışlamalar (tenkis davasına benzer şekilde) itiraza uğrayabilir.
  • Mirastan Feragat Sözleşmesi (Olumsuz Miras Sözleşmesi): Muhtemel bir mirasçının, mirasbırakanla anlaşarak mirasçılık sıfatından vazgeçmesidir. İvazlı (karşılıklı) veya ivazsız (karşılıksız) olabilir.
    • İvazlı Feragatin Altsoya Etkisi: Mirasçı bir karşılık alarak feragat etmişse, sözleşmede aksi belirtilmedikçe bu feragat onun altsoyu (çocukları/torunları) için de geçerlidir; yani onlar da mirasçı olamaz.
    • Alacaklıların Korunması: Feragat eden kişi, mirasbırakanın ölümünde tereke borca batıksa ve alacaklılar tatmin edilemiyorsa, aldığı ivaz oranında (son 5 yıl içindeki zenginleşmesiyle sınırlı olarak) sorumludur.

9. Maddi Anlamda Ölüme Bağlı Tasarruflar: İçerik Analizi

Mirasbırakan, yukarıda sayılan şekli kalıplar içerisine, hukuka ve ahlaka aykırı olmamak kaydıyla dilediği maddi tasarrufu yerleştirebilir.

Mirasbırakanın bu “irade serbestisi” kapsamında, terekesinin tamamı veya bir kısmı üzerinde tasarrufta bulunarak bir veya birden çok kişiyi mirasçı atayabilir ya da belirli bir malı veya hakkı (örneğin bir evi veya bankadaki parayı) bir kişiye vasiyet edebilir (belirli mal bırakma). Bunun yanı sıra, terekesinden tahsis edeceği mallarla bir vakıf kurabilir, vasiyetinin uygulanması için bir vasiyeti yerine getirme görevlisi tayin edebilir veya kanuni şartların oluşması halinde bir mirasçıyı mirasçılıktan çıkarabilir. Mirasbırakanın evlilik dışı çocuğunu tanıması da vasiyetname içinde yapılabilir Son olarak, yaptığı kazandırmalara çeşitli şartlar ve mükellefiyetler (yükümlülükler) ekleyebilir veya asıl mirasçının yerine geçecek yedek mirasçı belirleyebilir.

10. Mirasçı Atama ve Belirli Mal Bırakma (Vasiyet) Arasındaki Farklar

Bu iki kurum arasındaki ayrım, miras hukukunun en temel ayrımlarından biridir:

  • Mirasçı Atama (TMK m. 516): Mirasbırakanın, mirasının tamamını veya kesirli bir oranını (1/2, 1/4 gibi) bir kişiye bırakmasıdır. Atanmış mirasçı, yasal mirasçılarla birlikte “külli halefiyet” ilkesine tabi olur. Yani terekenin aktiflerini kazandığı gibi, pasiflerinden (borçlarından) de şahsen ve müteselsilen sorumlu olur.
  • Belirli Mal Bırakma (Vasiyet / TMK m. 517): Mirasbırakanın, terekesindeki somut bir malı (örneğin “Antalya’daki yazlığım”, “X plakalı aracım”) veya bir hakkı bir kimseye bırakmasıdır. Lehine mal bırakılan kişi (müsaleh/vasiyet alacaklısı), mirasçı sıfatını kazanmaz; borçlardan sorumlu olmaz (cüzi halefiyet). Sadece mirasçılara karşı o malın teslimi için bir “kişisel alacak hakkı” elde eder.
  • İktisap Biçimi ve İfa Süreci: Atanmış mirasçı, mirasın açılmasıyla (mirasbırakanın ölümüyle) birlikte tereke üzerinde kendiliğinden mülkiyet hakkı kazanır ve mirasçılık belgesi (veraset ilamı) alarak tapu, banka gibi mercilerde doğrudan işlem yapabilir. Buna karşılık vasiyet alacaklısı, ölüm anında malın maliki olmaz; sadece mirasçılara karşı o malın kendisine devredilmesini talep etme yetkisi veren kişisel bir “alacak hakkı” kazanır. Bu farkın sonucu olarak; vasiyet edilen malın mülkiyeti ancak mirasçıların rızasıyla veya rıza gösterilmezse açılacak bir “vasiyetin tenfizi” (yerine getirilmesi) davası yoluyla elde edilebilir.

11. Yedek ve Art Mirasçı Atama Nedir?

  • Yedek Mirasçı (Alelade İkame – TMK m. 520): Mirasbırakanın, atadığı mirasçının kendisinden önce ölmesi veya mirası reddetmesi ihtimaline binaen, “B planı” olarak ikinci bir kişiyi belirlemesidir. (“A mirasçım olsun, A benden önce ölürse B mirasçım olsun”).
  • Art Mirasçı (Fevkalade İkame – TMK m. 521): Mirasbırakanın, malvarlığının belirli bir süre bir kişide (ön mirasçı) kaldıktan sonra, ikinci bir kişiye (art mirasçı) geçmesini emretmesidir. Ön mirasçı, mirası bir nevi “emanetçi” gibi kullanır (yararlanır ama tüketemez) ve art mirasçıya devreder. Kanun, feodal bağlar oluşmaması için bunu “tek derece” ile sınırlamıştır. Art mirasçı atamalarında “defter tutma” zorunluluğu vardır.

12. Koşullar, Yüklemeler ve Vakıf Kurma

  • Koşul (Şart) ve Yükleme (Mükellefiyet): Mirasbırakan, tasarruflarını “geciktirici” (mezun olursan arabayı alırsın) veya “bozucu” (evlenirsen maaşın kesilir) şartlara bağlayabilir. Ayrıca bir davranışta bulunma emri (yükleme) verebilir (“bahçemdeki ağaçlar kesilmesin”). Ancak hukuka, ahlaka aykırı veya anlamsız şartlar/yüklemeler “yok” sayılır veya tasarrufu geçersiz kılar.
  • Vakıf Kurma: Mirasbırakan, tasarruf edilebilir malvarlığı ile bir vakıf kurulmasını vasiyet edebilir. Bu durumda vakıf, mahkeme tescili ile tüzel kişilik kazanır ve belirtilen mallar vakfa geçer.

13. Vasiyetten Dönme

a. Yeni vasiyetname ile (TMK m. 542)

Mirasbırakan, vasiyetname için kanunda öngörülen şekillerden birine uymak suretiyle yeni bir vasiyetname yaparak önceki vasiyetnameden her zaman dönebilir.

Vasiyetnamenin tamamından veya bir kısmından dönülebilir.

b. Yok etme ile (TMK m. 543)

Mirasbırakan, yok etmek suretiyle de vasiyetnameden dönebilir.

Kaza sonucunda veya üçüncü kişinin kusuruyla yok olan ve içeriğinin aynen ve tamamen belirlenmesine olanak bulunmayan vasiyetname hükümsüz kalır. Tazminat isteme hakkı saklıdır.

c. Sonraki tasarruflar (TMK m. 544)

Mirasbırakan, önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yaparsa, kuşkuya yer bırakmayacak surette önceki vasiyetnameyi tamamlamadıkça, sonraki vasiyetname onun yerini alır.

Belirli mal bırakma vasiyeti de, vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe, mirasbırakanın sonradan o mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkar.

13. Vasiyetnamenin İptali Davası ve Hukuki Sonuçlar

a. Yorum ve “Favor Testamenti” İlkesi

Ölüme bağlı tasarruflar yorumlanırken, sağlararası işlemlerden farklı olarak “beyan” değil, “gerçek irade” esastır. Mirasbırakan ölmüş olduğu için, onun ne demek istediğini anlamak adına “Vasiyetin Lehine Yorum” (Favor Testamenti) ilkesi uygulanır. Eğer bir hüküm hem geçerli hem geçersiz manaya gelebiliyorsa, tasarrufu ayakta tutan ve mirasbırakanın iradesini gerçekleştiren yorum tercih edilir.

b. İptal Davası Sebepleri ve Zamanaşımı (TMK m. 557)

Ölüme bağlı tasarruflarda “kendiliğinden hükümsüzlük” (mutlak butlan) istisnaidir (örneğin imzasız vasiyetname). Sakat bir tasarruf, iptal edilene kadar geçerli sonuç doğurur. İptal sebepleri şunlardır:

  • Ehliyetsizlik: Tasarruf anında ayırt etme gücünün yokluğu.
  • İrade Sakatlığı: Yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama.
  • Hukuka ve Ahlaka Aykırılık: İçeriğin veya şartın kanuna/ahlaka aykırı olması.
  • Şekil Eksikliği: Resmi vasiyette tanık eksikliği, el yazılı vasiyette tarihin yazılmaması vb.
  1. Süreler: İptal davası, iptal sebebinin ve hak sahipliğinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halükârda vasiyetnamenin açılmasından itibaren iyi niyetli davalılara karşı 10 yıl, kötü niyetlilere karşı 20 yıl içinde açılmalıdır.

Sonuç:

Bu makale ile ölüme bağlı tasarrufların teorik çerçevesi, şekil şartları ve maddi içerikleri genel bir perspektifle ele alınmıştır. Görüldüğü üzere, bu alan hem katı şekil şartlarını barındıran hem de irade yorumuna geniş alan bırakan dinamik bir yapıya sahiptir.

Ölüme bağlı tasarrufların tüm yönleriyle derinleştirilmesi adına, müteakip makalelerimizde; vasiyetname, mirasçı atama ve belirli mal vasiyeti, miras sözleşmeleri ve mirastan feragat, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve ispat hukuku konuları ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Av. Arb. Zekeriya YILMAZ

Bu sayfayı paylaş