MİRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİ: A’dan Z’ye Rehber (2026)
Giriş
Miras hukuku, bir gerçek kişinin ölümü ile geride bıraktığı malvarlığı değerlerinin (tereke) kimlere, hangi oranlarda ve ne şekilde intikal edeceğini düzenleyen, ailenin ekonomik sürekliliğini ve mülkiyetin devrini güvence altına alan temel bir özel hukuk disiplinidir. Türk Medeni Kanunu (TMK), bu intikal sürecinde bir yandan mirasbırakanın (muris) kendi malvarlığı üzerindeki tasarruf özgürlüğünü (irade özerkliği) tanırken, diğer yandan ailenin ve kan hısımlarının mülkiyet beklentisini “saklı pay” kurumu aracılığıyla koruma altına almıştır. Bu iki zıt kutup (mirasbırakanın irade özgürlüğü ile mirasçıların korunması ilkesi) arasındaki dengeyi sağlayan ve ölüme bağlı tasarruf hürriyetine sözleşmesel bir esneklik kazandıran en önemli hukuki müesseselerden biri “Mirastan Feragat Sözleşmesi” (MFS)dir.
Kuşaklararası servet aktarımı, salt ekonomik ve hukuki bir mülkiyet devri olmanın ötesinde; aile dinamiklerini, psikolojik süreçleri ve toplumsal yapıyı doğrudan etkileyen çok boyutlu bir olgudur. Modernleşme süreciyle birlikte karmaşıklaşan aile yapıları (artan boşanma oranları, mükerrer evlilikler ve üvey hısımlık ilişkileri), miras paylaşımı sürecinde potansiyel uyuşmazlık risklerini artırmaktadır.
Bu bağlamda MFS, aile servetinin bölünmesini engellemek ve muhtemel hukuki/sosyolojik krizleri mirasbırakan henüz hayattayken bertaraf etmek amacıyla kullanılan temel bir önleyici hukuk enstrümanıdır. Mirastan feragat sözleşmesinin işlevlerini genel bir perspektifle şu şekilde özetleyebiliriz:
- Aile Servetinin Bütünlüğünün Korunması: Sözleşme; özellikle köklü aile şirketlerinin, ticari işletmelerin veya tarımsal bütünlüğü olan arazilerin parçalanmasını önleyici bir işlev görmektedir.
- Kazanılmış Hakların Güvence Altına Alınması: Mükerrer evliliklerde, önceki evlilikten doğan altsoyun (çocukların) miras paylarına yönelik kaygılarını gidererek aile içi mülkiyet dengesini sağlar.
- İradelerin Şeffaflaşması: Yeni kurulan evlilik bağlarında eşlerin maddi beklentilerden ziyade manevi saiklerle hareket ettiğini hukuki zeminde tescil eder; taraflar arası güveni tesis eder.
- İhtilafların Önlenmesi: Taraflar arasında murisin hayatında kurulan rızai mutabakat sayesinde, ölüm sonrası açılacak uzun süreli davaları ve aile içi psikolojik tahribatı proaktif bir yaklaşımla engeller.
Özetle; mirastan feragat müessesesi yalnızca kanuni bir düzenleme değil, aile içi çatışmaları önleyen, mülkiyet kaygılarını gideren ve hukuki güvenliği sağlayan bir sosyo-hukuki mutabakat aracıdır.
1. Mirastan Feragat Sözleşmesinin Tanımı
MFS, en temel tanımıyla; mirasbırakan ile onun müstakbel ve muhtemel bir yasal mirasçısı arasında mirasbırakanın sağlığında akdedilen, mirasçının ileride mirasın açılmasıyla birlikte elde edeceği yasal veya saklı paylı miras hakkından kısmen veya tamamen, bir bedel (ivaz) karşılığında veya bedelsiz olarak vazgeçmesini konu alan iki taraflı bir özel hukuk işlemidir.
TMK’nın 528. maddesinde “Ölüme Bağlı Tasarruflar” başlığı altında düzenlenen bu kurum, mirasbırakan ile mirasçısı arasında çok önceden, hukuki bir güvence çerçevesinde ve kesin bir iradeyle tereke paylaşımı yapılmasına imkân tanımaktadır. Bu sözleşme vasıtasıyla, ileride ortaya çıkması muhtemel olan aile içi miras uyuşmazlıklarının önlenmesi, terekenin parçalanmasının önüne geçilmesi veya belirli varlıkların aile içindeki belirli kişilere intikalinin güvence altına alınması hedeflenmektedir. TMK m. 528/II hükmünün emredici lafzı uyarınca, mirastan feragat eden kişi, mirasbırakanın ölümü anında kural olarak mirasçılık sıfatını kesin bir biçimde yitirmekte ve tereke dışı kalmaktadır.
2. Mirastan Feragat Sözleşmesinin Konusu ve Hukuki Niteliği
MFS’nin hukuki niteliği, Türk hukuk öğretisindeki görüşlere ve yargı içtihatlarına göre oldukça derin teorik tartışmalara konu olmuştur. Her ne kadar kanun koyucu bu müesseseyi TMK’nın ölüme bağlı tasarruflara ilişkin bölümünde (TMK m. 528 ve devamı) düzenlemiş olsa da bu sözleşme niteliği itibarıyla saf ve tek taraflı bir ölüme bağlı tasarruf (vasiyetname gibi) değildir.
MFS ikili bir karaktere sahiptir. Mirasbırakan bakımından bu sözleşme, kendi terekesi üzerinde ölümünden sonra sonuç doğuracak şekilde tasarruf yetkisini sınırlandıran veya yönlendiren bir “ölüme bağlı tasarruf” niteliği taşımaktadır. Ancak feragat eden mirasçı bakımından durum tamamen farklıdır. Feragat eden mirasçı, bu sözleşmeyi akdederken kendi malvarlığı alanına girmesi muhtemel olan ve hukuken “beklenen hak” (müstakbel veya muntazar hak) statüsünde bulunan bir değer üzerinde tasarrufta bulunmaktadır. Bu nedenle mirasçı yönünden işlem, ölüme bağlı bir işlem değil, bütünüyle bir “sağlararası işlem” ve bir tasarruf işlemi olarak kabul edilmektedir.
Türk Miras Hukuku prensiplerine göre miras, ancak mirasbırakanın ölümü ile açılır ve mirasçılık sıfatı bu anda kendiliğinden kazanılır. Dolayısıyla, TMK m. 528/2’de yer alan “Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder” şeklindeki kanun lafzı, öğretide teorik olarak eleştirilmektedir. Ağırlıklı akademik görüşe göre bu ifade tam yerinde değildir; çünkü feragat eden kişi aslında var olan bir sıfatı kaybetmemekte, bilakis “hiçbir zaman mirasçılık sıfatını kazanamayacağını” önceden kabul etmektedir. Sözleşmenin konusunu, fiili bir eşya veya mülkiyet devri değil, “miras hakkı” ve “mirasçılık sıfatı” oluşturmaktadır. Henüz mirasbırakan hayatta olduğu için hukuken açılmış bir miras veya oluşmuş bir tereke bulunmamaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin güncel kararlarında, henüz resmi olarak evlenmemiş adayların imzaladıkları mirastan feragat sözleşmelerine ilişkin değerlendirmesi şöyledir: TMK md. 528’de geçen “mirasçı” ifadesi aslında “muhtemel mirasçıyı” ifade etmektedir. Mirastan feragat, niteliği gereği zaten “beklenen bir haktan” vazgeçmek olduğu için kanun koyucu bu müesseseyi istisnai olarak düzenlemiş ve geçerli saymıştır.
3. Mirastan Feragat Sözleşmesinin Türleri
Türk miras hukukunda mirastan feragat sözleşmeleri, sağlanan menfaatin (ivazın) bulunup bulunmamasına ve miras hakkından vazgeçilen payın oranına göre temel tasniflere tabi tutulmakta olup, bu tasnifler altsoyun mirasçılığı üzerinde son derece hayati sonuçlar doğurmaktadır.
3.1. İvazlı (Karşılıklı) ve İvazsız (Karşılıksız) Feragat Sözleşmeleri
Sözleşmenin en temel ayrımı, feragat edenin bu feragati karşılığında bir malvarlığı değeri elde edip etmemesine dayanmaktadır.
- İvazlı Mirastan Feragat Sözleşmesi: Muhtemel mirasçının, mirasbırakandan hayatında elde ettiği bir edim (para, gayrimenkul, şirket hissesi, intifa hakkı veya nakde çevrilebilir herhangi bir ekonomik değer) karşılığında, gelecekteki miras hakkından ve yasal mirasçılık sıfatından vazgeçtiği sözleşme türüdür. Uygulamada ve özellikle ticari hayatın içinde yer alan varlıklı ailelerde en sık başvurulan yöntem budur. İvazlı feragatte taraflar arasında karşılıklı ve birbirine bağlı (sinallagmatik nitelikte) edimler söz konusudur. TMK m. 528/III hükmü, ivazlı feragat sözleşmelerine çok güçlü bir kanuni karine bağlamıştır: Taraflar sözleşmede aksini açıkça kararlaştırmadıkça, ivaz sağlanarak yapılan feragat, feragat edenin altsoyunu (çocuklarını, torunlarını) da olumsuz yönde etkiler ve onları da mirasçılıktan çıkarır.
- İvazsız Mirastan Feragat Sözleşmesi: Mirasçının, mirasbırakandan hiçbir maddi karşılık, bedel veya ekonomik menfaat temin etmeksizin salt kendi özgür iradesiyle miras hakkından vazgeçmesini ihtiva eden sözleşmelerdir. İvazsız olarak akdedilen feragat sözleşmelerinde mirasbırakan herhangi bir borç altına veya edim yükümlülüğüne girmez. İvazsız feragatin Türk hukukundaki en kritik sonucu, feragatin kural olarak sadece sözleşmeye taraf olan mirasçıyı bağlamasıdır. Mirasbırakanın vefatı anında, feragat edenin miras payı doğrudan doğruya onun altsoyuna intikal eder.
Türk Medeni Kanunu m. 528/3, mirastan feragatin altsoya etkisi konusunda İsviçre Medeni Kanunu’ndaki (ZGB m.495) her durumda (ivazlı ya da ivazsız feragatte) altsoyu dışlayan katı kuralı kabul etmeyerek Türk aile yapısına uygun bir ayrım getirmiştir. Buna göre, feragat bir karşılık (ivaz) alınarak yapılmışsa, sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça feragat edenin altsoyu da mirasçılık hakkını kaybeder; çünkü alınan bedelin ileride altsoya intikal edeceği varsayılır. Feragat karşılıksız (ivazsız) yapılmışsa kural olarak altsoy mirasçılık haklarını korur, ancak tarafların anlaşmasıyla ivazsız feragatin de altsoyu bağlaması mümkündür; bu özel durumda dahi feragat edenin altsoyunun saklı pay hakları hukukî koruma altında kalmaya devam eder.
3.2. Tam ve Kısmi Feragat
Feragat sözleşmeleri, vazgeçilen hakkın kapsamına göre tam ve kısmi olmak üzere ikiye ayrılır. Tam feragat halinde mirasçı, sahip olduğu yasal veya saklı payının bütünüyle ortadan kalkmasını kabul eder ve tereke ile olan tüm maddi ve hukuki bağını koparır. Kısmi feragatte ise durum farklıdır; mirasçı, miras payının sadece belirli bir kesiminden, belirli bir oranından veya sadece “saklı pay” oranından feragat edebilir. Kısmi feragat eden kişinin mirasçılık sıfatı ortadan kalkmaz, ancak terekeden alacağı pay daraltılmış olur.
3.3. Yasal Mirasçı Olmayan Üçüncü Kişi Lehine Feragat
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 22.10.2024 T., 2024/860 E. ve 2024/4724 K. sayılı güncel kararında da vurgulandığı üzere MFS, belli bir kişi lehine yapılabilir (TMK m. 529) ve bu kişinin yasal mirasçı olması gerekmez.
Böyle bir mirastan feragat sözleşmesi feragat eden açısından bir olumsuz miras sözleşmesi (MFS) dir. Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder (TMK m. 528). Lehine feragat edilen açısından ise bu sözleşme aynı zamanda üçüncü kişi yararına olumlu miras sözleşmesi (mirasçı atama veya belirli mal bırakma) niteliğindedir (TMK m. 527).
Üçüncü kişi yasal mirasçı olmasa da lehine yapılan bu olumlu miras sözleşmesinin tarafı olmasa bile ondan doğan hakları talep edebilecek atanmış mirasçı veya belirli mal vasiyet alacaklısı konumundadır. Bu sıfatı, ona mirasbırakanın ölümüyle birlikte tapu iptali ve tescil talebinde bulunma (ayni hak iddia etme) hakkı verir. Lehine feragat edilen kimse, olumlu miras sözleşmesinden doğan hakkını, somut olayın özelliğine göre TMK m. 598, 599 veya 600 hükümleri çerçevesinde (örneğin, tenkis, iptal veya doğrudan tescil davası ile) ileri sürebilecektir.
4. Taraflar ve Ehliyet Şartları
4.1. Taraflar
Sözleşmenin bir tarafında mirasbırakan (muris), diğer tarafında ise muhtemel (müstakbel) yasal mirasçı yer alır. Saklı payı olmayan bir mirasçı ile veya vasiyet alacaklısı ya da atanmış mirasçı ile de feragat sözleşmesi yapılmasına hukuki bir engel bulunmamaktadır.
Sözleşmenin geçerli olabilmesi için feragat eden kişinin, sözleşmenin yapıldığı tarihte mirasbırakanın muhtemel yasal mirasçısı olması şarttır. Henüz mirasçılık sıfatı kazanmamış bir kişi ile yapılan sözleşmenin geçerliliği ise, Yargıtay’ın evlenmeden önce yapılan MFS’ye ilişkin kararlarında tartışılmış ve belirli şartlar altında geçerli kabul edilmiştir.
4.2. Ehliyet
- Mirasbırakanın Ehliyeti: Mirasbırakanın, sözleşmenin yapıldığı an itibarıyla tam fiil ehliyetine sahip olması; yani ayırt etme gücünü (temyiz kudretini) haiz olması ve ergin (reşit) olması zorunludur. Ehliyetsizlik iddiası kamu düzenine ilişkin kabul edildiğinden, hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilmektedir.
- Mirasçının Ehliyeti: Feragat eden kişinin kural olarak fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Eğer feragat eden kişi küçük veya kısıtlı ise, yasal temsilcisi (veli veya vasi) işlem yapabilir. Ancak vasinin tek başına iradesi yeterli olmayıp, vesayet makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi) ve denetim makamının (Asliye Hukuk Mahkemesi) izninin alınması şarttır.
5. Şekil Şartları ve İspat Yükümlülüğü
Miras hukuku, tarafların nihaî arzularını güvence altına almak amacıyla ölüme bağlı tasarrufları son derece sıkı şekil şartlarına bağlamıştır.
5.1. Resmi Vasiyetname Şeklinde Düzenlenme Zorunluluğu
TMK m. 545/I hükmü uyarınca, mirastan feragat sözleşmesinin geçerli olabilmesi için mutlak surette “resmî vasiyetname” şeklinde düzenlenmesi zorunludur. Türk hukukunda resmi vasiyetname; sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş resmi memur huzurunda yapılan işlemdir. Tarafların kendi aralarında imzaladıkları adi yazılı bir kâğıt veya noter huzurunda sadece “imza onayı” şeklinde yapılan işlemler hukuki sonuç doğurmaz ve kesin geçersizdir.
5.2. Sözleşmenin Hazırlanması ve Tanıkların İştiraki
Prosedür TMK m. 534 ve devamı hükümlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Taraflar aynı anda noterin huzuruna çıkarlar, metin okunur ve imzalanır. Ardından, taraflar sözleşmeyi okuduklarını ve iradelerini yansıttığını aynı anda iki tanığın önünde beyan ederler. Mirasbırakanın sözleşmenin yapıldığı esnada noterde bizzat bulunması bir geçerlilik koşuludur; vekil tayin ederek temsilci vasıtasıyla mirastan feragat sözleşmesi imzalanamaz.
5.3. Yargıtay’ın Şekil Şartlarına Yaklaşımı
Yargıtay kararlarında şekil şartlarındaki eksikliklere karşı katı bir tavır sergilenmektedir. Yargıtay 7. HD’nin içtihadına göre; muris noterde hazır bulunmuş olsa bile, bu katılımın yazılı olarak sözleşmeye yansımaması, sözleşmeyi hükümsüz kılan bir şekil noksanlığı olarak değerlendirilmiştir. Murisin sadece fiziken notere gelmiş olması veya sözlü beyanda bulunması bu zorunluluğu karşılamaz. Aynı şekilde sözleşmenin adi yazılı şekilde düzenlenmesi halinde belgede Belediye Yazı İşleri Müdürünün mühür ve imzasının bulunmasının kanun hükümleri gereğince söz konusu belgeye mirastan feragat sözleşmesi niteliği kazandırmadığı vurgulanmıştır. (Y.7. HD. 16.05.2024 T., 2023/2852 E. ve 2024/2654 K.; Y. 7. HD. 17.06.2025 T., 2024/4753 E. ve 2025/3055 K.)
5.3. Mirastan feragat sözleşmelerinin nüfus idaresine bildirilmesi:
Mirastan feragat sözleşmeleri (MFS) geçerlilik için resmî vasiyetname şeklinde yapılmalıdır; şekle aykırılık kesin hükümsüzlük doğurur. Yargıtay, MFS’nin sulh hâkimi tarafından okunacağına dair kanunda açık hüküm bulunmadığını ve noterde düzenlenen sözleşmelerin miras bırakanın ölümünde hâkime gönderilmesini zorunlu kılan bir düzenleme olmadığını belirtmiştir. (14. Hukuk Dairesi, E. 2017/5681 K. 2021/1924 T. 18.03.2021)
Ancak Türkiye Noterler Birliği’nin genelgesinde (12.06.2019 T. ve 18 No.lu) konuya ilişkin şu kritik hususlar yer almaktadır:
- Bildirim: Noterlik Kanunu gereği noterler, ölüme bağlı tasarrufları nüfus idaresine bildirir. Nüfus idareleri, ölüm sütununa şerh düşerek evrakı ayrı dosyada saklar. 25.12.2019’dan itibaren bildirimler elektronik ortamda yapılır.
- Mahkemeye gönderme ve iade: Miras bırakanın ölümü bildirildiğinde noter MFS’yi ilgili mahkemeye gönderir. Mahkemeler, eğer sözleşmede üçüncü kişi lehine bir hüküm yoksa vasiyet hükmünde olmadığı gerekçesiyle genellikle açmadan iade eder. İade hâlinde noter, evrakı ve mahkeme kararını ekleyerek muhafaza eder.
- Adalet Bakanlığı görüşü: Noterler, vasiyetname ve ölüme bağlı tasarrufların onaylı örneklerini Cumhuriyet başsavcılığına verdikten sonra sorumluluktan kurtulur.
6. Mirastan Feragat Sözleşmesinin Sonuçları
6.1. Feragat Eden Mirasçı Bakımından
Feragat eden, mirasbırakanın ölümünde ona mirasçı olamaz, mirasçılara ait hak ve yetkilere sahip olamaz ve tereke borçlarından sorumlu tutulamaz. Mirastan feragat ile kişi tereke ile olan mülkiyet ilişkisini keser; ancak nesep (soybağı) veya aile hukuku bağları sona ermez. Kısmi feragatte ise kişi feragat etmediği kısım oranında terekenin aktifini kazanır ve borçlardan müteselsilen sorumlu kalır.
6.2. Diğer Mirasçılar Bakımından
Feragat edenin miras payı diğer mirasçılara veya feragatin lehine yapıldığı kişilere intikal eder.
TMK m. 529 kapsamında, MFS belli bir kişi lehine yapılmış olup bu kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat hükümden düşer. Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat yine hükümden düşer.
Sağ kalan eş, zümre mirasçısı olmadığı için, TMK m. 529 kapsamında “ortak kök” kavramına dahil edilemez. Bu nedenle feragat edenin payı, eşe değil kural olarak kendi zümresindeki diğer kan hısımlarına kayar.
6.3. Tereke Alacaklılarının Korunması (TMK m. 530)
Kötü niyetli mal kaçırma işlemlerini önlemek adına TMK m. 530 uyarınca; mirasın açıldığı an itibarıyla tereke borçları karşılamaya yetmiyorsa, alacaklıların feragat eden mirasçıya başvurma hakkı doğar. Feragat eden kişi, mirasbırakanın ölüm tarihinden geriye doğru son beş (5) yıl içinde ivaz olarak aldığı değerlerden, mirasın açıldığı andaki zenginleşmesi oranında sorumludur.
7. Sözleşmenin Hükümden Düşmesi ve Payların Paylaştırılması
MFS’nin “hükümden düştüğü” haller TMK m. 529’da düzenlenmiştir.
- Belirli Bir Kişi Lehine Yapılan Feragat: Lehine feragat edilen kişi mirasbırakandan önce ölürse, mirastan yoksunluk hallerinden birine düşerse veya mirası reddederse sözleşme kendiliğinden hükümden düşer. Feragat eden mirasçı yeniden mirasçılık sıfatını kazanır.
- Belirli Bir Kişi Lehine Yapılmayan Feragat: Bu durumda feragat, “en yakın ortak kökün altsoyu” lehine yapılmış sayılır. Eğer o zümrede miras payını alacak hiç kimse kalmamışsa sözleşme yine hükümden düşer.
Sözleşme hükümden düşerse, feragat eden kişinin sağlığında aldığı ivaz, sebepsiz zenginleşme kuralları ve “denkleştirmeye tabi bir kazandırma” çerçevesinde terekeye iade edilmeli veya yeni miras payından mahsup edilmelidir.
8. Aile Hukuku Bağlamında Mirastan Feragat ve Boşanmanın Etkisi
Günümüzde özellikle mükerrer evliliklerde mülkiyet kaygılarını gidermek için eşler arası MFS sıkça kullanılmaktadır.
8.1. Eşler Arasında ve Evlenmeden Önce Yapılan MFS
Evlilik öncesi yapılan mirastan feragat sözleşmelerinin geçerliliği konusu, hukukçular arasında “beklenen hak” ve “doğmamış hak” kavramları üzerinden ciddi tartışmalara yol açmış ve Yargıtay uzun süre, “evlenmeden önce yapılan bir mirastan feragat sözleşmesinin, mirastan feragat eden müstakbel eşin feragat tarihi itibariyle mirasçı sıfatının olmaması dolayısıyla TMK m. 528 anlamında bir feragat sözleşmesi sayılamayacağı, doğmamış haktan feragat edilemeyeceği ve bu sebeple bu beyana hukuki sonuç bağlanamayacağı” yönünde kararlar vermiştir. (Y.1. HD. 20.11.2018 T., 2015/15019 E., ve 2018/14670 K.)
Ancak Yargıtay güncel kararlarıyla bu görüşünü değiştirmiş ve evlilik arifesinde (henüz nikah kıyılmadan kısa bir süre önce) yapılan feragat sözleşmelerini;
- TMK md. 528’de geçen “mirasçı” ifadesi aslında “muhtemel mirasçıyı” ifade ettiği, miras hakkının ancak murisin ölümüyle doğacağı ve sağlararası işlemlerde hiç kimsenin kesin mirasçılığının garanti edilemeyeceği,
- Mirastan feragatin, niteliği gereği zaten “beklenen bir haktan” (gelecekte doğması muhtemel haktan) vazgeçmek olduğu ve kanun koyucunun, mirastan feragat müessesesini tam da bu yüzden istisnai olarak düzenlediği,
- Nikah arifesindeki tarafların evlenme beklentisinin kesinliğe çok yakın olduğu ve nitekim evliliğin gerçekleşip kişinin murisin ölümüyle yasal mirasçı sıfatını kazandığını
gerekçeleriyle, geçerli saymıştır. (Y.7. HD. 11.12.2023 T., 2023/3547 E., ve 2023/6122 K.; Y.7. HD. 26.11.2024 T., 2024/35 E., ve 2024/5267 K.)
8.2. Eşler Arasında Yapılan Mirastan Feragat Sözleşmesi
Eşler, birbirlerinin yasal mirasçısı olduklarından, aralarında MFS yapmaları mümkündür. Sağ kalan eşin yasal miras payı, TMK m. 499 gereği, birinci zümre ile 1/4, ikinci zümre ile 1/2 ve üçüncü zümrede büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile 3/4’tür. TMK m. 506/4 gereği sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü saklı paydır.
Eşler arasında yapılan MFS, özellikle eşin saklı pay hakkından vazgeçmesi bakımından önem taşır. Bu sözleşme ile eş, yasal miras hakkından ve saklı payından feragat edebilir. Eşler arasında yapılan MFS’nin geçerliliği, genel hükümlere tâbidir.
8.3. Boşanmanın Mirastan Feragat Sözleşmesine Etkisi
Eşler arasındaki boşanma davasının kesinleşmesiyle birlikte, eşler yasa gereği mirasçılık sıfatını kaybeder. Bu noktada mirastan feragat sözleşmesi konusuz kalır ve “işlem temelinin çökmesi” ilkesi gereği hükümsüzdür. Verilen ivazın akıbeti sözleşmede açıkça düzenlenmemişse, öğretideki ağırlıklı görüşe göre bu ivaz sebepsiz zenginleşme veya tasfiye ilişkisi kapsamında geri istenebilir.
9. Benzer Hukuki Kurumlarla Karşılaştırmalı Analiz
Mirastan feragat kurumunun sınırlarının iyi anlaşılabilmesi için diğer kurumlarla yapısal farklarının ortaya konması elzemdir.
9.1. Mirasın Reddi
Mirasın reddi (TMK m. 605 vd.), mirasbırakanın vefatından sonra (kural olarak 3 aylık sürede) tek taraflı beyanla yapılır. MFS ise mirasbırakan hayattayken ve katılımıyla yapılan iki taraflı bir sözleşmedir. Mirasın reddinde bir ivaz söz konusu değildir.
9.2. Miras Hakkının Temliki
Miras hakkının devri (temliki) sözleşmeleri (TMK m. 677/678), mirasçının açılmış (veya murisin onayıyla açılmamış) terekedeki payını bir başkasına aktarmasını konu alır. Temlikte kişi mirasçılık sıfatını korur, sadece malvarlığı değerini devreder. Feragatte ise mirasçılık sıfatı tamamen ortadan kalkar.
9.3. Mirastan Iskat (Çıkarma)
Mirastan ıskat (TMK m. 510), mirasbırakanın kanunda sayılan ağır kusurlu davranışlar (örneğin murise karşı ağır bir suç işlenmesi veya aile hukuku ödevlerinin ağır ihlali) nedeniyle saklı paylı mirasçısını tek taraflı iradesiyle (vasiyetname ile) mirastan uzaklaştırmasıdır. MFS rızai ve sözleşmesel bir işlem iken; mirastan ıskat, tek taraflı ve cezalandırıcı nitelikte bir ölüme bağlı tasarruftur. MFS, resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi zorunludur. Mirasçılar arası devirde alelade yazılı şekil yeterlidir. Üçüncü kişiye devirde noterde yapılmalıdır.
10. Mirastan Feragat Sözleşmesinin Hükümsüzlüğü
Bir MFS; ehliyetsizlik, şekil eksikliği veya irade sakatlıkları (hile, esaslı hata, korkutma) hallerinde hükümsüz kalabilir veya iptale konu olabilir.
10.1. Genel Hükümsüzlük Sebepleri
- Ehliyetsizlik: Taraflardan birinin ayırt etme gücünden yoksun, ergin olmaması veya kısıtlı olması halinde sözleşme kesin hükümsüzdür (butlan).
- Şekil Eksikliği: Yasal şekil şartlarına (resmi vasiyetname, noter veya iki şahit prosedürü) uyulmaması en yaygın iptal sebebidir. Menfaati zedelenen her yasal mirasçı iptal davası açabilir.
- İrade Sakatlıkları: Hile, esaslı hata veya ikrah (tehdit) altında imza atan taraf, belirli hak düşürücü süreler içinde iptal davası açabilir. Muvazaa veya latife (şaka) beyanı varsa, sözleşme baştan itibaren kesin hükümsüzdür.
- İptal Davası Usulü: Dava, iptal sebebinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halde mirasın açılmasından itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır. 1 yıllık süre hak düşürücü olup, geçirilirse dava reddedilir. Ancak hükümsüzlük iddiası bir def’i olarak başka bir davada süre sınırı olmaksızın her zaman ileri sürülebilir. Görevli mahkeme Asliye Hukuk, yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yeridir.
10.2. MFS’ye Özgü Hükümsüzlük Sebepleri
TMK m. 529, MFS’ye özgü özel bir hükümsüzlük sebebi düzenlemektedir. Buna göre:
- MFS belirli bir kişi lehine yapılmış olup bu kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması halinde feragat hükümden düşer.
- MFS belirli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması halinde feragat yine hükümden düşer.
Bu hüküm, feragatin lehdarının mirasçı olamaması durumunda, feragatin kendiliğinden hükümden düşmesi sonucunu doğurur ve feragat eden mirasçı, mirasçılık sıfatını yeniden kazanır.
10.3. İvazın Yerine Getirilmemesi
TMK m. 547 hükmü uyarınca, ivazlı bir MFS’de kararlaştırılan ivaz yerine getirilmezse, feragat eden mirasçı sözleşmeden dönebilir ve sözleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkar.
10.4. Tenkis Davası ve Saklı Pay İhlali
Mirasbırakanın, feragat eden kişiye verdiği ivaz diğer mirasçıların saklı paylarını ihlal edecek düzeyde ise, saklı payı zedelenen mirasçılar mirasbırakanın ölümünden sonra bu ivazın yasal sınırlara çekilmesi için tenkis davası açabilir.
11. Mirastan Feragat Sözleşmesi ve Muris Muvazaası
Muris muvazaası, mirasbırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçek iradesini (bağış) gizleyerek, tapuda işlemi satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesidir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’na (1974) göre, bu dava hakkı saklı pay sahibi olsun olmasın, miras hakkı çiğnenen tüm yasal mirasçılara tanınmıştır.
Görünürdeki işlem (satış) “nispi muvazaa” nedeniyle, arkadaki gizli işlem (bağış) ise tapuda resmi şekilde yapılmadığı için şekil eksikliğinden kesin hükümsüzdür. Muvazaa iddiası, mirasbırakanın ölümünden sonra her zaman ve her türlü delille ispatlanabilir; herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin emsal nitelikteki kararına konu olayda:
- Mirasbırakan (baba), çocuklarıyla noterde geçerli bir MFS yaparak, diğer kardeşlerin belirli taşınmazlardaki miras haklarından davacı (Mahmut) lehine ivazsız feragat etmelerini sağlıyor.
- Mirasbırakan daha sonra davacı oğluna küsüyor ve sırf ondan mal kaçırmak için, MFS’ye konu bu taşınmazları bir başkasına “satış” göstererek devrediyor (muris muvazaası).
Yargıtay’ın Vardığı Hukuki Sonuç ve İlke:
- Muvazaalı işlem yok hükmündedir: Mirasbırakanın muvazaalı satışı baştan itibaren geçersiz olduğu için, taşınmazlar terekeden hiç çıkmamış sayılır.
- MFS geçerliliğini korur: Noterde usulüne uygun yapılmış MFS ayaktadır; mirasbırakanın sonraki tek taraflı veya muvazaalı işlemleri bu sözleşmenin geçerliliğini etkilemez.
- Sonuç: Davacı, yalnızca kendi yasal miras payıyla yetinemez. MFS’nin hukuki sonucu doğar ve muvazaalı işlemin iptaliyle terekeye dönen taşınmazların tamamı (feragat edenlerin payları da dahil) davacı adına tescil edilir.
Özet İlke: Mirasbırakan, mirasçılarıyla geçerli bir MFS yaptıktan sonra, muvazaalı devirlerle bu sözleşmeyi dolanamaz. Muvazaalı işlem iptal edildiğinde, malvarlığı MFS’deki şartlara göre paylaştırılır; lehine feragat edilen mirasçı, sözleşmenin sağladığı payın tamamını alır. (Y.1 HD. 23.06.2009 tarihli, 2009/3686 E. 2009/73141 K.)
12. Muhtemel Senaryolara Göre Pratik Örnekler
Soyut hukuk kurallarının ve Yargıtay içtihatlarının uygulamadaki yansımalarını tam olarak kavrayabilmek adına, mirastan feragat sözleşmesinin (MFS) farklı kurguları üzerinden pratik senaryolar oluşturmak faydalı olacaktır:
Senaryo 1: İvazsız (Karşılıksız) Feragat ve Altsoyun Durumu
Mirasbırakan (M), oğlu (A) ile ivazsız olarak MFS yapmıştır. (A)’nın iki çocuğu (B ve C) bulunmaktadır. Sözleşmede altsoy ile ilgili bir madde yoktur. (M)’nin ölümü halinde:
- (A) mirasçı olamaz.
- TMK m. 528/2 gereğince ivazsız feragat, feragat edenin altsoyunu bağlamaz.
- (A)’nın çocukları (B ve C), babalarının yerini alarak (halefiyet ilkesi gereği) dedeleri (M)’ye mirasçı olurlar.
Senaryo 2: İvazlı (Karşılıklı) Feragat ve Altsoyun Durumu
Mirasbırakan (M)’nin; (A), (B) ve (C) adında üç çocuğu ve vefat etmiş olan (D)’den olma iki torunu vardır. (A)’nın ise iki çocuğu (X ve Y) bulunmaktadır. (M), oğlu (A) ile şirketindeki %30 hissesinin devri karşılığında ivazlı MFS yapmıştır. Sözleşmede altsoy ile ilgili bir istisna maddesi yoktur. (M)’nin ölümü halinde:
- (A) mirasçı olamaz.
- TMK m. 528/3 gereğince, sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı için ivazlı feragat altsoyu da bağlar; (A)’nın çocukları (X ve Y) mirasçı olamaz.
- (A)’nın miras payı, sanki (A) altsoyu bırakmadan mirasbırakandan önce ölmüş gibi, diğer yasal mirasçılar olan (B), (C) ve vefat eden (D)’nin torunları arasında, miras payları oranında paylaştırılır.
Senaryo 3: İvazlı Feragatte Altsoyun Sözleşmeyle Korunması
Mirasbırakan (M), oğlu (A)’ya bir lüks daire vererek, aralarında ivazlı MFS yapılır. Ancak sözleşme metnine şu ibare eklenir: “İşbu ivazlı feragat yalnızca (A)’yı bağlamakta olup, (A)’nın altsoyunun kanuni ve saklı pay mirasçılığına halel getirmeyecektir.”
- İvaz verilmiş olsa dahi, sözleşmedeki bu açık istisna kuralı geçerlidir.
- (M) öldüğünde (A) mirasçı olamaz; ancak (A)’nın çocukları, MFS hiç yapılmamış gibi dedelerinin terekesine katılır ve haklarını alırlar.
Senaryo 4: Belirli Bir Kişi Lehine Feragat ve Lehtarın Mirasçı Olamaması
Mirasbırakan (M)’nin, iki çocuğu (K1) ve (K2) bulunmaktadır. (K1), kendisine ödenen 10.000.000 TL nakit ivaz karşılığında, miras payından kardeşi (K2) lehine feragat etmiştir. Ancak (K2), mirasbırakan (M)’den önce vefat eder. Daha sonra (M) ölür.
- Feragat belirli bir kişi (K2) lehine yapıldığı ve bu kişi mirasçı sıfatını kazanamadığı için, TMK m. 529/1 uyarınca MFS kendiliğinden hükümden düşer. (K1), (M)’nin vefatında tam yasal mirasçı sıfatını yeniden kazanır.
- MFS çöktüğü için alınan 10.000.000 TL bir nevi TMK m. 669 kapsamında karşılıksız bir kazandırma kabul edilerek (K1) tarafından, denkleştirmenin sağlanması için terekeye geri verilmesi gerekir. Aksi halde sebepsiz zenginleşme söz konusu olur.
Senaryo 5: Eşler Arasında MFS ve Boşanmanın Etkisi
Mirasbırakan (M) ile eşi (E) arasında MFS yapılmıştır. Daha sonra taraflar boşanmıştır. (M)’nin ölümü halinde:
- Boşanma kararı kesinleştiğinde (E), (M)’nin yasal mirasçısı olma sıfatını kanunen (TMK m. 181) kaybeder. Mirasçılık sıfatı kalmadığı için MFS hükümsüzleşir.
- Sözleşme ivazlı ise ve iadeye ilişkin bir hüküm varsa öncelikle bu hüküm uygulanır. Sözleşmede hüküm yoksa, doktrindeki ağırlıklı görüşe göre bozucu şart gerçekleştiği için verilen ivaz sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenebilir.
Senaryo 6: Kısmî Feragat
Mirasbırakan (M), oğlu (A) ile miras payının yarısından ivazlı feragat etmesi konusunda MFS yapmıştır. Sözleşmede altsoya dair bir ibare yoktur. (M)’nin ölümü halinde:
- (A), feragat etmediği diğer yarı pay üzerinde mirasçılık hakkını korur.
- Feragat edilen yarı pay için, TMK m. 528/3 kıyasen uygulanır. İvazlı bir feragat olduğu ve aksi kararlaştırılmadığı için, bu yarı pay üzerinde (A)’nın altsoyu mirasçı olamaz. Feragat edilen bu kısım, diğer yasal mirasçılara kalır.
- Tereke paylaşımında, (A)’nın kalan yasal payı dikkate alınarak hesaplama yapılır.
Senaryo 7: Muvazaalı İşlemlerin Mirastan Feragat Sözleşmesine Etkisi
Mirasbırakan (M), mirasçıları (K1) ve (K2) ile geçerli bir mirastan feragat sözleşmesi yapmış; bu sözleşmeyle (K1) ve (K2), miras paylarından, kardeşleri (A) lehine feragat etmişlerdir. (M), bu sözleşmenin ardından, amacını dolanmak için en değerli taşınmazlarını muvazaalı (danışıklı) olarak üçüncü bir kişiye devreder. Bu durumda;
- Muvazaalı devir, (A) tarafından açılan bir dava sonucu iptal edilir ve taşınmazlar terekeye geri döner.
- Mirasbırakan, mirasçılarıyla yaptığı geçerli bir mirastan feragat sözleşmesini, sonraki muvazaalı işlemlerle etkisiz kılamaz.
- Terekeye dönen malvarlığı, geçerliliğini koruyan feragat sözleşmesindeki şartlara göre paylaştırılır. Bu nedenle, lehine feragat edilen (A), sadece kendi yasal miras payını değil, diğer kardeşlerinin onun lehine feragat ettiği payları da alarak, ilgili taşınmazların tam mülkiyetinin kendi adına tescilini talep etme hakkına sahip olur. Yargıtay’ın yerleşik kararları da bu yöndedir.
Senaryo 8: Feragat Eden Mirasçının Sağlığında Aldığı İvazın Denkleştirilmesi ve Tenkis İlişkisi
Mirasbırakan (M)’nin üç çocuğu (A, B, C) vardır. (M), çocuğu (A) ile ivazlı feragat sözleşmesi yapmış ve (A)’ya terekesinin büyük kısmına tekabül eden bir taşınmazı ivaz olarak devretmiştir. (M)’nin ölümünde, diğer mirasçılar (B ve C), (A)’ya verilen bu taşınmazın aslında bir ivaz değil, gizli bir kazandırma olduğunu, saklı paylarının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Bu durumda;
- İvazlı mirastan feragat sözleşmesi geçerlidir ve (A) mirasçı olamaz. (A)’ya verilen taşınmaz, feragatin karşılığı (ivaz) olarak kabul edilir.
- Ancak, feragat karşılığı verilen ivaz ile feragat edilen miras hakkı arasında “açık bir oransızlık” varsa, bu durum sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; fakat bu orantısız kısım, mirasbırakanın diğer mirasçıların saklı paylarını ihlal etme kastıyla yaptığı bir “bağışlama” olarak nitelendirilebilir.
- (B) ve (C), mirasbırakanın yaptığı bu aşırın ivazın, “mirasçılık sıfatını kaybeden mirasçıya yapılan ve denkleştirmeye tabi olmayan kazandırmalar” kapsamında değerlendirilemeyeceğini ileri sürerek, saklı paylarına tecavüz eden kısım için tenkis davasıaçabilirler. Mahkeme, ivaz ile feragat edilen pay arasındaki dengeyi inceleyerek, aşan kısmın tenkisine karar verebilir.
13. İvazlı Mirastan Feragat Sözleşmesi ve Tapu Sicil Uygulamaları
İvazlı MFS’de ivazın (karşılığın) bir taşınmaz olarak belirlenmesi durumunda eşya hukuku, borçlar hukuku ve tapu sicil kuralları bir arada değerlendirilmelidir.
13.1. Taşınmaz Devrinin Ölüm Sonrasına Ertelenmesi (Karma Sözleşme)
Sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, feragat karşılığı (ivaz) olarak murise ait bir taşınmazın mülkiyetinin, murisin ölümüne bağlı olarak devredileceği kararlaştırılabilir. Bu durumda sözleşme ikili bir nitelik kazanır:
- Olumsuz miras sözleşmesi: Mirasçılık sıfatından vazgeçme.
- Olumlu miras sözleşmesi (belirli mal bırakma): Murisin, ölümüyle birlikte taşınmazın feragat edene verilmesini taahhüt etmesi.
Bu kurguda mülkiyet, ölüm anında kendiliğinden geçmez; feragat eden, murisin ölümüyle muaccel hale gelen şahsi bir alacak hakkı kazanır. Murisin rızası olmazsa, bu hak tapu iptal ve tescil davasıyla talep edilir (Yargıtay 7. HD, 22.10.2024, E.2024/860 K.2024/4724 bu ilkeyi teyit eder). - Şerh Sorunu: Bu hakkın murisin sağlığında tapuya doğrudan şerh edilmesi, Eşya Hukukundaki “sınırlı sayı” (numerus clausus) ilkesi gereği imkânsızdır. TMK m. 1009’da sayılan şerh edilebilir haklar arasında “miras sözleşmeleri” veya “ölüme bağlı kazandırmalar” yer almaz.
- Alternatif Çözüm (Satış Vaadi): İvaz yükümlülüğü, noterden “Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi” şeklinde düzenlenirse tapuya şerh edilebilir. Ancak bu şerhin koruma süresi kanunen 5 yıl ile sınırlıdır. Muris 5 yıldan fazla yaşarsa ayni koruma kalkar, risk yeniden doğar.
13.2. En Güvenli Yöntem: Kuru Mülkiyet Devri ve İntifa Hakkı
Her iki tarafın da menfaatini mutlak ve risksiz şekilde koruyan yegâne yöntem, ivazın ifasını ölüme ertelemek yerine derhal (sağlararası işlemle) ifa etmek, ancak murisin kullanma ve yararlanma yetkilerini intifa hakkı olarak üzerinde tutmaktır.
- Tapuda İşleyiş: Taşınmazın mülkiyeti anında mirasçıya devredilir (kuru mülkiyet tescili). Aynı anda muris lehine, irtifak hakları sütununa, muris lehine “ömür boyu intifa hakkı” tescil edilir (TMK m. 794 vd.).
- Güvence: Bu bir şerh değil, mutlak ayni hak (tescil) işlemidir. Herkese karşı ileri sürülebilir. Muris taşınmazı ölene kadar kullanır veya kiraya verir. Mirasçı (kuru malik) ise murisin mal kaçırma riskinden tamamen kurtulur. Murisin bu taşınmazı üçüncü kişilere satması, bağışlaması veya ipotek vermesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Ölüm gerçekleştiğinde intifa hakkı kendiliğinden düşer ve mirasçı tam malik olur.
13.3. Diğer Taşınmazlara “Önleyici Şerh” Konulamaz ve Buna Gerek de Yoktur
Murisin, “feragat edenin diğer taşınmazlar üzerinde hak iddia etmesini önleme” amacıyla mirastan feragat sözleşmesini bu taşınmazların tapusuna, olumsuz (“dava açmayacaktır”, “mirastan feragat etmiştir”) gibi şerh ettirme talebi, tapu mevzuatına tamamen aykırıdır. Tapu sicili, bir kişinin “haktan feragat ettiği” gibi olumsuz (negatif) beyanların veya geleceğe dönük soyut taahhütlerin ilan edildiği bir sicil değildir.
Bu tür bir şerhe hukuken de gerek yoktur. Geçerli bir MFS, feragat edenin mirasçılık sıfatını ve saklı payını yok eder. İleride açılacak olası tenkis, tapu iptali veya tereke tespiti davaları, sırf bu sözleşme mahkemeye sunularak “aktif husumet (taraf) ehliyeti yokluğu” gerekçesiyle esasa girilmeden usulden reddedilir. Sözleşmenin kendisi en kesin kalkandır.
13.4. Muris Muvazaası (Mal Kaçırma) İstisnası
Eğer ivazın devri ölüme ertelenmiş, tapuya şerh konulamamış (veya 5 yıllık süre dolmuş) ve muris sözleşmeyi ihlal ederek taşınmazı 3. kişilere devretmişse ne olur?
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları (1974 1/2) ve TMK m. 527/2 uyarınca; bu devrin sırf mirastan feragat edeni zarara uğratmak (mal kaçırmak) kastıyla yapıldığı ispatlanırsa, devir muris muvazaası sebebiyle kesin hükümsüz sayılır.
- Feragat eden kişi, tapu iptal ve tescil davası açarak taşınmazı muvazaalı işlem yapan 3. kişiden geri alabilir.
14. Uygulamaya Yönelik Kritik Uyarılar
İleride telafisi imkânsız hak kayıpları yaşamamak adına, Mirastan Feragat Sözleşmesi (MFS) tanzim edilirken şu emredici kurallara ve pratik uyarılara dikkat edilmelidir:
(a) Şekil ve Ehliyet Şartlarında “Sıfır Hata” Prensibi
- Resmi Şekil Şartı: MFS, resmi vasiyetname şeklinde (noter veya sulh hâkimi önünde ve iki tanıkla) yapılmak zorundadır. Aksi durum kesin hükümsüzlük (butlan) sebebidir.
- Bizzat Katılım: Mirasbırakan, sözleşmeyi bizzat okumak, iradesini şahitler huzurunda açıklamak ve imzalamak zorundadır; vekaletname ile işlem yapamaz ve sonradan icazet veremez (Kişiye sıkı sıkıya bağlı hak).
- Tam Ehliyet: Tarafların ayırt etme gücüne sahip ve ergin olması şarttır. Kısıtlıların (vesayet altındakilerin) bu sözleşmeye taraf olması, vesayet ve denetim makamlarının ağır şartlarına tabidir.
(b) Altsoy ve Üçüncü Kişilere Etkisinin Doğru Kurgulanması
- İvazlı/İvazsız Feragat Ayrımı (TMK m. 528): İvazsız (karşılıksız) feragatte feragat edenin altsoyu (çocukları) mirasçılık sıfatını korur. Ancak ivazlı (karşılıklı) feragat, kural olarak altsoyu da mirastan mahrum bırakır.
- Altsoyu Koruyucu Şerh: İvazlı feragat yapılıyor ancak torunların mirastan dışlanması istenmiyorsa, sözleşmeye mutlak suretle; “İşbu ivazlı feragat yalnızca feragat edeni bağlamakta olup, altsoyunun yasal ve saklı pay miras hakkı saklıdır” ibaresi eklenmelidir.
- Belirli Kişi Lehine Feragat (TMK m. 529): Feragat, terekedeki belirli bir mirasçı (örneğin diğer kardeş) lehine yapılmışsa bu açıkça yazılmalıdır. Lehine feragat edilen kişi mirasbırakandan önce ölürse, sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.
- Boşanma İhtimali: Eşler arası yapılan MFS, aksi kararlaştırılmadıkça boşanma ile kendiliğinden hükümsüz kalır. Alınan ivazın akıbeti (iadesi) sözleşmede mutlaka düzenlenmelidir.
(c) Mali Yükümlülükler ve İspat Kolaylığı
- İvaz Ödemesinde Banka Şartı: Nakit bedel üzerinden yapılan sözleşmelerde muvazaa, tenkis ve denkleştirme iddialarını çürütmek için ödeme asla elden yapılmamalıdır. Bedel, “Mirastan feragat sözleşmesi ivaz bedelidir” açıklamasıyla banka (EFT/Havale) üzerinden gönderilmeli ve dekont bilgileri noter sözleşmesinin metnine işletilmelidir.
- Tenkis Davası Riski (TMK m. 573): MFS kural olarak tenkis davasını engellese de; feragat edene ödenen ivaz bedeli terekedeki diğer mirasçıların “saklı payını” ihlal ediyorsa, diğer mirasçıların tenkis davası açma hakkı doğar.
- Tereke Borçlarından Sorumluluk (TMK m. 530): Mirasbırakanın vefatında tereke borca batıksa ve borçlar ödenemiyorsa; mirastan feragat eden kişi, aldığı ivaz bedeli oranında ve mirasbırakanın ölümünden önceki son 5 yıl içinde aldığı değerlerle sınırlı olarak alacaklılara karşı sorumlu olmaya devam eder.
(ç) Usul Hukuku ve Dava Pratiği
- Mirasçılık Belgesi: MFS yapan kişi, veraset ilamında ismi geçse dahi belgede “mirastan feragat ettiği” açıkça belirtilir ve kendisine pay ayrılmaz. Ancak hukuki statüsünün tespiti için bu belgeyi talep etme hakkı vardır.
- Görevli ve Yetkili Mahkeme: MFS’nin iptali, tenkis veya dönme talepli davalarda Görevli Mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetki ise kesin olup (TMK m. 576), mirasbırakanın vefat anındaki “son yerleşim yeri” mahkemesidir.
- Süreler: İptal ve tenkis davalarında genel hak düşürücü süre, işlemin ve hak ihlalinin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıldır. Bu sürenin kaçırılması davanın usulden reddine sebep olur.
Sonuç:
Mirastan feragat sözleşmesi, Türk Medeni Kanunu’nda ayrıntılı olarak düzenlenmiş, mirasbırakanın terekesini hayatında şekillendirmesine imkân tanıyan çok güçlü bir hukuki enstrümandır. Uygulamada geniş bir kullanım alanı bulan bu kurum; şekil şartları, altsoya etkileri, boşanma ile ilişkisi ve muvazaa ihtimalleri bakımından titizlikle ele alınmalıdır. İşlemin ve muhtemel tenfiz süreçlerinin geçerli olabilmesi için, yasal usullere kusursuz bir uyum sağlanması ve alanında uzman bir hukuki danışmanlık alınması büyük önem taşımaktadır.
Av. Arb. Zekeriya YILMAZ