BOŞANMA DAVALARINDA GİZLİ DELİLLER: Hukuki ve Cezai Sonuçları (2025 Yargıtay Kararları)

Gizli kamera, ses kaydı

BOŞANMA DAVALARINDA GİZLİ DELİLLER: Hukuki ve Cezai Sonuçları (2025 Yargıtay Kararları)

Giriş:

Boşanma davalarında eşler, sadakatsizlik iddialarını kanıtlamak için sıklıkla gizli ses kayıtları, WhatsApp mesajları veya gizli kamera görüntüleri sunar. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2025 tarihli güncel kararları (2015 sonrası), bu tür delillerin hukuka aykırı olduğunu ve özel hayatın gizliliği ihlali kapsamında değerlendirildiğini açıkça ortaya koyuyor. Diğer taraftan Yargıtay 12. Ceza Dairesi ise meseleye daha farklı yaklaşıyor. Bu makalede, Yargıtay hukuk ve ceza dairelerinin güncel içtihatları ışığında, gizli kamera ve ses kayıtları boşanma davasında kullanılır mı, sorusuna cevap arayacağız. Boşanma davalarında gizli delillerin geçerliliğini ve cezai sonuçlarını analiz edeceğiz.

1 . Bölüm: YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ’NİN YAKLAŞIMI

İlk derece mahkemelerince, boşanma ve ayrılık, evlenmenin iptali, nafaka, velayet ve vesayet, mal rejimi, soy bağı, babalık, nesebin reddi, evlat edinme ve aile konutu ile ilgili uyuşmazlıklar ile sınırlı olarak aile içi şiddet ve uzaklaştırma gibi kişilik haklarına ilişkin verilen kararların nihai karar mercii Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’dir.

1.1. Yargıtay 2. HD’nin, Boşanma Davalarında Gizli Kamera ve Ses Kayıtlarına İlişkin Eski Görüşü (2008 Kararı)

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin önceki içtihatlarında, sadakat yükümlülüğünün ihlali şüphesiyle eşin gizlice elde ettiği delillerin hukuka uygun kabul edildiği kararlar dikkat çekmektedir. Gizli kamera ve ses kayıtları boşanma davasında kullanılır mı, sorusuna olumlu bakan bu içtihatlar, özel hayatın gizliliği ve hukuka uygun delil kavramları arasındaki dengeyi tartışmaya açmıştır.

Yargıtay 2. HD’nin 20.10.2008 tarihli, 2007/17220 E. ve 2008/13614 K. sayılı emsal kararında, eşin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarının tespiti amacıyla birlikte yaşanılan konuta yerleştirilen ses kayıt cihazıyla elde edilen ve boşanma davasına sunulan delil hukuka uygun kabul edilmiştir. Kararın ilgili bölümü şu şekildedir:

“Sunulan delil, eşlerin birlikte yaşadıkları konutta, davalının bilgisi dışında koca tarafından hazırlanan bir sistemle elde edilmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesi sonucu, (CD)’deki ses kayıtlarının, orijinal olduğu, üzerinde ekleme, çıkarma, kesinti ve kopyalama bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalı-davacı, kayıt altına alınan konuşmaların kendisine ait olmadığına ilişkin bir iddia ileri sürmemekte, bu delilin özel hayatının gizliliği ihlal edilerek elde edildiğini belirterek karşı çıkmaktadır.

Bir delilin elde edilişi, kişilerin Anayasa ile tanınmış hakların ihlali suretiyle gerçekleşmiş ise, onun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin kabulü gerekeceğinde duraksama bulunmamaktadır. Delilin elde edilişinde hukuka uygunluk nedenleri varsa, o zaman kanuna aykırılık ortadan kalkar. Kuşkusuz Anayasaya göre; herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Anayasa m. 20/1) Ancak, evlilik birliğinde eşlerin, evliliğin devamı süresince birbirlerine sadık kalmaları da yasal bir zorunluluktur. (TMK. m. 185/3) Eşlerden birinin, bu alana ilişkin özel yaşamı, evlilikle bir araya geldiği ve birlikte yaşadığı hayat arkadaşı olan diğer eşi de en az kendisininki kadar yakından ilgilendirir. O nedenle, evlilikte, evlilik birliğine ilişkin yasal yükümlülükler alanı, eşlerin her birinin özel yaşam alanı olmayıp, aile yaşamı alanıdır. Bu alanla ilgili de eşlerin tek tek özel yaşamlarının değil bütün olarak aile yaşamının gizliliği ve dokunulmazlığı önem ve öncelik taşır. Bu bakımdan evliliğin yasal yükümlülükler alanı, diğer eş için dokunulmaz değildir. Bu nedenle, eşinin sadakatinden kuşkulanan davacı-davalının, birlikte yaşadıkları her ikisinin de ortak mekânı olan konutta, eşinin bilgisi dışında ses kayıt cihazı yerleştirerek, eşinin aleni olmayan konuşmalarını kaydetmesinde bu suretle sadakat yükümlülüğü ile bağdaşmayan davranışlarını tespit etmesinde özel hayatın gizliliğinin ihlalinden söz edilemez ve hukuka aykırılık bulunduğu kabul olunamaz. Aksine, aile birliğine ilişkin ortak yaşanılan mekâna davalının, meşru olmayan bir amaç için arkadaşlarını kabul etmesinde, aile hayatının gizliliğini ihlal söz konusudur. Bu bakımdan sözü edilen delilin elde edilişinde hukuka aykırılık bulunduğundan söz edilemez. O halde yapılan soruşturma ve toplanan delillerle; davalı-davacının; meşru olmayan bir amaç için karşı cins de dâhil olmak üzere arkadaşlarını müşterek konuta aldığı ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerçekleşmiştir. Bu halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu koşullar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-davalı koca tarafından açılan boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken isteğin reddi doğru bulunmamıştır.”

Maddi Olgular:

  • Ses kaydı, eşlerin ortak konutunda, davalının bilgisi dışında alınmıştır.
  • CD’deki kayıtların orijinal olduğu, üzerinde herhangi bir ekleme ya da montaj yapılmadığı bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir.

1.1.1. Bu Kararda Kabul Edilen Hukuki Kriterler:

  • Sadakat Yükümlülüğü Kamu Düzenine İlişkindir: 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun 185/3. maddesi uyarınca, eşlerin birbirlerine sadık kalmaları yasal bir yükümlülüktür. Bu yükümlülük, sadece özel hayatı değil toplum düzenini de ilgilendirir.
  • Ortak Konutta Elde Edilen Delil Özel Hayat Sayılmaz: Eşin bilgisi dışında yerleştirilen ses kayıt cihazı, aile birliğine tahsis edilmiş olan ortak konutta kullanıldığından, ortak aile yaşam alanında elde edilen delil özel yaşam ihlali sayılmaz.
  • Aile Yaşamı Özel Hayattan Farklıdır: Sadakate aykırı davranışlar, sadece bireysel özel alanı değil, evlilik birliğini ve diğer eşin haklarını da doğrudan etkiler.
  • Meşru Amaç Kriteri: Eş, bu kayıtları aldatma fiilini ispatlama amacıyla elde ettiğinden, delilin elde edilmesinde meşru amaç bulunmaktadır.

1.1.2. Yargıtay 2. HD’nin Hukuka Uygun Delil Yaklaşımının Gerekçeleri:

Yargıtay 2. HD. önceki kararlarında, özel hayatın gizliliğini ihlal eden delillerin kabul edilebilir hukuka uygun delil sayılması, belirli gerekçelere dayandırılmıştır:

  • İspat Zorluğu: Sadakatsizlik gibi olayların genellikle tanık ya da açık delil ile ispatı mümkün değildir.
  • Zorunluluk Hali: Başka türlü delil elde edilemiyorsa, bu durum bir “zorunluluk” hali olarak değerlendirilebilir.
  • Orantılılık ve Ölçülülük: Elde edilen delilin amacı ile kullanılan yöntem arasında orantılılık bulunmalıdır.
  • Hakkın Kötüye Kullanımı Yasağı: Aldatan eşin, kendi kusurunu gizlemek için “özel hayatın gizliliği” hakkına sığınması kötü niyetli kullanım sayılabilir.

Özetle:

Yargıtay 2. HD’nin 2008 tarihli bu önemli kararına göre, evlilik birliği içinde sadakat yükümlülüğünün ihlalini kanıtlamak amacıyla, eşlerin ortak yaşam alanında diğer eşin bilgisi olmadan yapılan ses kaydı, “özel hayatın gizliliğini ihlal” olarak değerlendirilmemiştir. Çünkü Yargıtay, bu tür durumların eşin kişisel özel alanı değil, aile hayatının ve diğer eşin haklarının doğrudan bir parçası olduğunu ve bu nedenle elde edilen delilin hukuka uygun olduğunu kabul etmiştir. Bu kararda, sadakat yükümlülüğünün kamu düzeninden olduğu ve evlilik birliği alanının eşlerin özel hayatıyla sınırlı olmadığı vurgulanmıştır.

4721 s. TMK’nın 185/3. maddesi uyarınca eşlerin birbirlerine sadık kalma yükümlülüğü, yalnızca eşler arasındaki bir mesele olmanın ötesinde, kamu düzenini de yakından ilgilendiren temel bir hukuk prensibidir.

Sadakat yükümlülüğü, özel hayatın önündedir. Yargıtay 2. HD’nin eski kararlarında, eşlerin sadakat yükümlülüğünü ispat etme hakkı, çoğu zaman özel hayatın gizliliği hakkından üstün tutulmuştur. Bu yaklaşımda; özel hayat, evlilik birliği söz konusu olduğunda, bireysel değil ortak aile yaşamı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Dolayısıyla gizli kamera ve ses kayıtları boşanma davasında kullanılır mı sorusuna Yargıtay 2. Hukuk Dairesi olumlu cevap vermiştir

1.2. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, başka kararlarında da benzer içtihatlarda bulunmuştur:

Yargıtay 2. HD., 17.09.2013 T., 2012/21108 E. 2013/21067 K.

“Taraflar arasında birleştirilerek görülmekte olan boşanma davasında, davacı-davalı (koca) tarafından mahkemeye delil olarak sunulan, davalı-davacıya (kadın) ait ses kayıtlarına dair cd.’lerin, davalı-davacı eşine hediye ettiği bir cep telefonuna yükleyerek yaptığı konuşmaların onun rızası dışında kaydedilmesi suretiyle davalı-davacının <özel hayatının gizliliği> ihlal edilmek suretiyle hukuka aykırı yolla elde edildiği, bu sebeple delil olarak kullanılamayacağı ileri sürülmüş; mahkeme ve sayın çoğunluk tarafından da bu şekilde elde edilen delilin değerlendirilebileceği kabul edilmiştir.”

***

Yargıtay 2. HD., 06.02.2014 T., 2014/414 E. 2014/1958 K.

“Taraflar arasında birleştirilerek görülmekte olan boşanma davasında, davacı-davalı (koca) tarafından mahkemeye delil olarak sunulan, davalı-davacıya (kadın) ait ses kayıtlarına ilişkin CD.’lerin, davalı-davacının, davalı-davacı eşine hediye ettiği bir cep telefonuna “casus proğram” yükleyerek yaptığı konuşmaların onun rızası dışında kaydedilmesi şeklinde davalı-davacının “özel hayatının gizliliği” ihlal edilmek suretiyle hukuka aykırı yolla elde edildiği, bu nedenle delil olarak kullanılamayacağı ileri sürülmüş; mahkeme ve sayın çoğunluk tarafından da bu şekilde elde edilen delilin değerlendirilebileceği kabul edilmiştir.”

1.3. Yargıtay 2. HD’nin Güncel İçtihatlarındaki Değişim (2015 sonrası):

Son yıllarda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, özellikle gizlice elde edilen ses kaydı, görüntü, mesaj ve yazışmaların boşanma davalarında kullanımı konusunda net bir tavır ortaya koymuştur. 2015 sonrası içtihatlarda önemli bir değişiklik yaşanmış, hukuka aykırı yolla elde edilen delillerin artık mahkemede kullanılmasının mümkün olmadığı açıkça belirtilmiştir.

Bu görüş değişikliğinde;

gibi ulusal ve uluslararası düzenlemelerin, doğrudan veya dolaylı yönden etkili olduğu ileri sürülmektedir.

1.3.1. Yargıtay 2. HD’nin Güncel Görüşü: 5 Temel İlke:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin son kararlarında şu temel görüşler öne çıkmaktadır:

  1. Hukuka aykırı delil mutlak red nedenidir. Gizlice alınan ses, görüntü, mesaj vb. deliller, içerik ne olursa olsun mahkemede kullanılamaz.
  2. İspat hakkı, hukuk dışı yöntemleri meşrulaştırmaz. Sadakat ihlali iddiası dahi, eşin özel hayatının gizliliğini ihlal eden yöntemlerle ispat edilemez.
  3. Özel hayatın gizliliği ve korunması üstün niteliktedir. Evlilik içinde dahi özel hayatın gizliliğinin ihlali ve kişisel verilerin izinsiz elde edilmesi, Anayasal bir hak ihlali olarak kabul edilir.
  4. Casus yazlımlar, gizli kamera veya ses kaydı, GPS ile izleme vb. tüm gizli yöntemlerle elde edilen deliller hukuka aykırı delilsınıfındadır.
  5. İstisna Tanınmaz. Delilin tek kanıt olması veya başka yolla elde edilememesi, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz. Eşin sadakatsizliği ispatlansa bile, bu tür deliller mahkeme kararına esas alınamaz.

1.3.2. Yargıtay 2. HD’nin Güncel Örnek Kararları:

Yargıtay 2. HD., 27/06/2024 T., 2023/7996E. 2024/5004 K.

Davalı- davacı erkek vekili birleşen dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle; kadının …. isimli iş arkadaşı ile samimi olması üzerine mülkiyeti kendisine ait eve gizli kamera yerleştirdiğini, kadın ve erkeğin öpüşme görüntülerinin bulunduğunu iddia ederek 4721 sayılı Kanun’un 161 inci maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına, 250.000,00 TL tazminatın kadından alınarak erkeğe verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi; birleşen dosyaya sunulan görüntü kayıtlarının hukuka aykırı bir delil olduğu, hükme esas alınmadığı, diğer deliller ile zina iddiasının ispat edilemediği, asıl davada erkeğin, kadının geçim için kullandığı ek kartı iptal ettirerek kadına ekonomik şiddet uyguladığı, kadının erkeğe, \”…evden bugün ayrıl ayrılmaz isen dayım ve ağabeyim seni evden atacaklar…\” şeklinde sözler söyleyerek evden ayrılmaya zorladığı, evlilik birliğinin devamının beklenmeyecek şekilde temelinden sarsıldığı, tarafların bu konuda eşit kusurlu olduğu gerekçesi birleşen davanın reddine, asıl davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına, velâyet ve iştirak nafakası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi; Erkeğin ortak konuta gizli kamera yerleştirdiği ve resim, video ve ses kayıtlarını USB içinde mahkemeye delil olarak sunduğu, mahkemece hukuka aykırı delil olması nedeniyle bu delilin hükme esas alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı, iletişim kayıtlarına göre kadının güven sarsıcı davranışlarının olduğu ancak birleşen dava dilekçesinde münhasıran zina hukuki sebebine dayalı açılan davada zinanın usulüne uygun delillerle ispat edilemediği, bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğuna ilişkin kusur tespitinin yerinde olduğu, erkeğin zinaya dayalı davasını hukuka uygun delillerle ispat edemediği sebebi ile reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi nedeniyle erkek yararına manevî tazminat isteme koşulu oluşmadığından erkeğin manevî tazminat talebinin reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile erkek vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Yargıtay 2. HD : Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

***

Yargıtay 2. HD., 23/03/2023 T., 2022/8100 E., 2023/1296 K.

Davacı/Karşı Davalı ERKEK; Karısının geç saatlerde cep telefonu ile yazıştığını, bu yazışmaların bazı gecelerde sabaha kadar devam ettiğini, bunun üzerine kadından şüphelendiğini ve kullandığı telefona bir casus yazılım yüklettiğini ve bu şekilde kadının telefonundaki görüşmelerinin tespit edildiğini, bu yazışmalar neticesinde kadının “İ” isimli bir erkekle ilişkisinin olduğunun anlaşıldığını, bunun yanında “A” isimli bir öğretim üyesi ile de kadının ilişki yaşadığını, bu ilişkilere ilişkin mesaj, görüntü ve fotoğrafların bulunduğunu, eşinin sadakatsizliğinden şüphelendiği için yaptığı eylemlerinin hukuka uygunluk sınırı içerisinde telakki edilmesi gerektiğini, zina hususunun ispatının oldukça zor olduğunu, şantaj yahut başkaca bir davranışın olmadığını, taraflar arasında geçen konuşma kayıtlarında kadının, müvekkilini aldattığını itiraf ettiğini, bu konuşmaların kaydedilmesinin hukuka aykırı olmadığını, kadının başka bir erkekle otel odasına girdiğinin fotoğraf ve kamera kayıtları ile ortaya konulduğunu iddia ederek, ortak çocukların velâyetlerinin babaya verilmesine, ortak çocuklar için tedbir ve iştirak nafakasına, maddî ve manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı/Karşı Davacı KADIN; 2015 yılı Nisan ayında arkadaşı (A) ile bir seminer sebebi ile aynı otelde kaldığını, gece rahatsızlandığı için saat 21:00 sıralarında odasına gittiğini ve yanında bayan arkadaşının olduğunu, (A) ile aynı odada kalmadığını, (İ) İsimli kişinin ise öğretim üyesi olduğunu, kendisinin mimarlık bölümünde kentsel tasarım alanında hoca olduğunu ve uzmanlık alanı olan mesleği ile ilgili aynı üniversitede hoca olan (İ) ile bahse konu eve kentsel dönüşüm konusunda yardımcı olmak için gittiğini, kocasının kendi rızasına aykırı olarak telefonuna casus yazılım yükleme işlemi yaptığını, bunun hukuka aykırı olduğunu, bu şekilde elde edilen delillerin hukuka uygun olmayacağını, kocasının fiziksel şiddet uyguladığını, eşini ve çocuklarını görmeye gelmediğini, evin ve çocukların masraflarını karşılamadığını, psikolojik ve ekonomik şiddet uyguladığını, hakaret edip, tehdit ettiğini belirterek davacının davasının reddi ile karşı davalarının kabulü ile boşanmalarına, çocukların velâyetinin anneye verilmesine, çocuklar için tedbir ve iştirak nafakasına, maddi ve manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı: Dosyaya sunulan telefon görüşme kayıtlarının, eşinin telefonuna casus yazılım yüklemek suretiyle elde edildiği sabittir. Kadının sadakatsizlik iddialarını bizzat görgüye dayandırmak amacıyla Mahkemede dinlettiği tanıkların yalan tanıklık, erkeğin de yalan tanıklık suçuna azmettirme suçlarından yargılanarak her üç sanığın da cezalandırılmalarına karar verilmiş, karar kesinleşmiştir.

Erkeğin tanık beyanlarına göre de kadına, vurmak, sövmek, balkondan sarkıtmak suretiyle şiddet uyguladığı, tarafların büyük çocuğunun kekemelik tedavisi görmek zorunda kaldığı, erkeğin bu eylemleriyle evlilik birliğini temelinden sarstığı sabit olup kadın takip etmediği önceki boşanma davasında geçmişteki olayları affetmiş sayılmaz.

Kadının, babasının tedavisi ile ilgilenen doktor, bölümünde çalışan bir öğretim üyesi, müzik bölümünde bir hoca ve bir diş hekimiyle aynı dönemde ilişki yaşadığı iddiası olmuş ise de bu durumun ispatlanamadığı, zira bu şahıslardan ikisinin davacı erkek tarafından tanık olarak Mahkemede dinletildiği, tanışıklık ve görüşme nedenlerinin izah edildiği, karşı davacı kadının otel odasına girerken fotoğrafı dosyaya sunulan kişinin odada kalma süresinin ispatına yarar çıkış fotoğrafının bulunmadığı, oysa bu fotoğrafın da ele geçirilmiş olmasının beklenmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, bu durumun tanıklığını etmiş kişinin o tarihlerde …’da ve karşı davacı kadının …’da bir evde sık sık buluştuğu iddiasının tanıklığını etmiş kişinin de o tarihlerde …’da olmadığından yalancı tanıklıktan cezalandırılmalarına karar verildiği, karşı davacının telefon şirketlerinden gelen kayıtlar üzerinde yapılan incelemeye göre … arkadaşı, çocuğunun öğretmeni, babasının doktoru, diş hekimi olan şahıslarla telefon görüşmelerinin olağandan uzun ve sık sayılabilecek olması, Ü.İ. İsimli … arkadaşıyla dışarıda birden fazla buluşup yemek yemeleri zina davasının ispatı için yeterli görülmemiş, ancak güven sarsıcı davranışlar olarak nitelendirilmiş bu durumun da evlilik birliğini sarsıcı davranışlardan olduğunun kabulü ile davacının zina nedenine dayalı boşanma davasının reddine, şiddetli geçimsizlik nedenine dayalı dava ve karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kıyaslandığında erkeğin casus yazılım, yalancı tanık dinletmek, fiziksel ve sözel şiddet uygulamak suretiyle daha ağır kusurlu olduğu kabul ve taktir edilmekle tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak karşı davacı kadının maddî ve manevî tazminat istemlerinin kabulüne, çocuklarla ilgili rapor, büyük çocuğun tercihi ve küçük çocuğun yaşı dikkate alınarak velâyetlerin anneye verilmesine, iştirak nafakası isteminin kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesi ile davacı- karşı davalı erkeğin zina sebebine dayalı davasının reddine, karşılıklı boşanma davalarının kısmen kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine, ortak çocuklar için iştirak nafakasına, nafakaların her yıl üfe oranında arttırılmasına, kadın yararına maddî ve manevî tazminata, erkeğin tazminat taleplerinin reddine hükmedilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi; İstinaf başvurularının reddine, ilk derece mahkeme kararının onanmasına. Yargıtay 2. HD: Temyiz başvurularının reddine Bölge Adliye Mahkemesinin kararının onanmasına.

***

Yargıtay 2. HD., 10.03.2016 T., 2015/12257 E. 2016/4800 K.

“Mahkemece, davacı-davalı erkek ağır, davalı-davacı kadın ise az kusurlu kabul edilerek davacı-davalı erkeğin boşanma davası kabul edilmiş ise de, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davacı erkek tarafından sunulan ses kayıtlarına ilişkin CD’nin kadının “özel hayatının gizliliği” ihlal edilmek suretiyle hukuka aykırı yolla elde edildiği anlaşılmaktadır. Hukuka aykırı delil, hükme esas alınamaz. Davalı-davacı kadının boşanmayı gerektirecek başkaca kusurlu bir davranışı ise kanıtlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olan davacı-davalı erkeğin boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

***

Yargıtay 2. HD., 08.10.2018 T., 2016/24760 E. 2018/10726 K.

“Mahkemece, davalı erkek kusurlu kabul edilerek kadının boşanma davası kabul edilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı kadın tarafından sunulan ses kayıtlarına ilişkin CD’nin erkeğin “özel hayatının gizliliği” ihlal edilmek suretiyle hukuka aykırı yolla elde edildiği anlaşılmaktadır. Hukuka aykırı delil, hükme esas alınamaz. Davalı erkeğin boşanmayı gerektirecek başkaca kusurlu bir davranışı ise kanıtlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalının kusuru ispatlanamadığından boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

2. Bölüm: CEZA HUKUKU BOYUTU

2.1. Eşin özel hayatın gizliliğini ihlal ederek delil elde etmek ve bu delili boşanma davasına sunmak suç mudur?

Her ne sebeple olursa olsun, eşin özel hayatının gizliliğini ihlal ederek elde edilen delillerin boşanma davasında hukuka aykırı delil olarak kabul edildiğini ve hükme esas teşkil etmediğini yukarıda açıkladık.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; boşanma davasında, sadakat yükümlülüğüne aykırılık iddiasının ispatı için dahi olsa, eşin özel alanına izinsiz girilerek elde edilen hiçbir delili artık hukuka uygun kabul etmemektedir. Başka türlü ispat imkânı bulunmaması, delillerin yok olma ihtimali vb. hiçbir istisnası yoktur.

Davacı tarafça boşanma davasına sunulan delillerin, hukuka aykırı kabul edilip hükme esas alınmamasının yanında başka ciddi sonuçlar da ortaya çıkmaktadır. Nitekim bu tür uyuşmazlıklarda çoğunlukla diğer taraf, hukuka aykırı elde edilen ve dosyaya sunulan delillerle ilgili, 5237 s. TCK’nın Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlığı altında ele alınan suçlar kapsamında suç duyurusunda bulunmaktadır.

TCK’nın “Dokuzuncu Bölümü”nde yer alan bu suçlar şunlardır:

  • Haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCK m. 132)
  • Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması (TCK m. 133)
  • Özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m. 134)
  • Kişisel verilerin kaydedilmesi (TCK m. 135)
  • Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (TCK m. 136)

Anılan suçların içinde, kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme” hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. (TCK m. 139)

Dolayısıyla akıllara, “boşanma davasına sunmak üzere, özel hayatın gizliliğini ihlal ederek delil elde etmek ve bu delilleri dava dosyasına sunmak suç teşkil eder mi?” soruları gelmektedir.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun Dokuzuncu Bölümü olan “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlığı altındaki suçlarla ilgili ilk derece mahkemelerince verilen kararların temyiz incelemesi, Yargıtay 12. Ceza Dairesi tarafından yapılmaktadır.

2.2. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin Yaklaşımı:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, boşanma davalarına, eşinin sadakatsizliğini ispat amacıyla gizli şekilde elde edilen delillerin sunulmasını, hukuka aykırı suç teşkil eden bir eylem olarak görmemektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin birçok istikrar kazanan kararlarında; boşanma davasındaki iddialarını ispatlamak amacıyla kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlamak amacıyla, casus yazılımlar, gizli kamera ve ses kayıt cihazları vs. yöntemlerle delil elde edilmesini, özel hayatın gizliliğini ihlal suçu olarak kabul etmemiş ve sanıklar hakkında beraat kararları verilmiştir. (Y.12. CD. 08/07/2024 T., 2021/6329 E. ve 2024/3732 K.; Y.12. CD. 11/09/2024 T., 2023/2217 E. ve 2024/4040 K.; Y.12. CD. 27/11/2023 T., 2020/1357 E. ve 2023/5105 K.; Y.12. CD. 03/12/2024 T., 2021/9154 E. ve 2024/7074 K.; Y.12. CD. 07/10/2024 T., 2020/1976 E. ve 2024/5042 K.; Y.12. CD. 20/01/2025 T., 2022/5483 E. ve 2025/679 K.; Y.12. CD., 21.12.2022 T., 2022/4041 E. 2022/10256 K.; Y.12. CD., 05.02.2020 T., 2019/995 E. 2020/1113 K.; Y.12. CD., 03.07.2019 T., 2018/8259 E. 2019/8081 K.)

2.3. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin Kabul Ettiği Kriterler:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin kararlarını dayandırdığı temel esaslar şunlardır:

  • Hukuka Uygunluk ve Meşru Amaç:Boşanma davalarında delil toplama amacıyla yapılan ses/görüntü kayıtlarının, “hukuka uygunluk” kapsamında değerlendirilebileceği belirtilir. Delillerin kaybolma riski nedeniyle “hak kaybını önleme” amacı, suçun maddi ve manevi unsurlarını ortadan kaldırmaktadır.
  • Özel Hayatın Gizliliği İhlalinde Sınırlar:Suçun oluşması için “özel hayata kasıtlı ve hukuka aykırı müdahale” gereklidir. Tarafların ailevi ilişkileri veya aynı evi paylaşması durumunda, kayıtların “özel alan” dışında (örneğin, ortak yaşam alanları) yapılması, ihlal olarak görülmemektedir.
  • Orantılılık ve Zorunluluk:Delil toplamanın başvurulacak son çare olması ve iddiaların ağırlığı (şiddet, aldatma vb.) ile orantılı olması halinde, eylemin cezalandırılmasının hukuk devleti ilkesiyle çelişeceği vurgulanır.

Görüldüğü gibi Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin gerekçeleri, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin önceki kararlarıyla örtüşmektedir. Yargıtay 12. CD., ceza hukukunun amaçsal meşruiyet, somut adalet, suç unsuru ve kastı odaklı yaklaşımıyla hareket etmektedir.

Gizli elde edilen ses ve görüntü kayıtlarının, boşanma dava dosyası dışında üçüncü kişilerle paylaşılmasının, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nce de “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlığı altında ele alınan suçlar kapsamında değerlendirildiği unutulmamalıdır.

2.3. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin Emsal İçtihatları:

Yargıtay 12. CD., 27.11.2023 T., 2020/1357 E. ve 2023/5105 K.

“Sanık … ile katılan …’un boşanma aşamasında olup, aralarında dava bulunduğu, katılan … ile babası katılan …’ın boşanma davası hakkında konuşmak için sanık …’nin evine gidip konuşma yaptıkları sırada sanık … ve kızı olan diğer sanık …’nın yapılan konuşmaları diğer tarafın bilgisi ve rızası dışında kaydederek devam eden boşanma davasına delil olarak sunmalarına konu olayda; kayda aldığı konuşma içeriklerini üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanıkların, açmış olduğu boşanma davasındaki iddialarını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmadığı anlaşıldığından yerel mahkemenin beraate ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir”.

***

Yargıtay 12. CD., 21.12.2022 T., 2022/4041 E. 2022/10256 K.

Resmi nikahlı eşi olan katılan …’in sadakatinden kuşkulanan ve aldatıldığını düşünen sanık …’ın, daha sonra açacağı boşanma davasındaki iddialarını delillendirmek amacıyla, katılana ait cep telefonuna gizlice casus program yüklemesi ve bu program aracılığıyla katılanın başka kişilerle yaptığı telefon görüşmelerini kayıt altına alması nedeniyle TCK’nın 244/2. madde ve fıkrasındaki sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme ile aynı Kanunun 132/1. madde ve fıkrasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;

Katılanın tarafı olduğu haberleşme içeriklerini, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, kendisine ve aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırı altında ve başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlayıp, boşanma davasına sunarak, aile içi geçimsizliğin kaynağının, katılanın güven sarsıcı ve olumsuz davranışları olduğunu ispatlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmaması nedeniyle sanığa yüklenen sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarından dolayı sanık hakkında CMK’nın 223/2-a madde, fıkra ve bendi gereğince beraat hükümleri kurulmasına dair yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.

… sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkin temyiz sebeplerinin reddiyle, beraate ilişkin hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA, 21.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

***

Yargıtay 12. CD., 05.02.2020 T., 2019/995 E. 2020/1113 K.

Dosya kapsamına göre, resmi nikahlı eşi olan katılan …’in olumsuz tutum ve davranışlarından dolayı evlilik birliğinin ve müşterek hayatın çekilmez hale geldiğini iddia eden sanık …’in, henüz boşanma davasının açılmadığı dönemde, katılanla telefon aracılığıyla yaptıkları görüşmeleri ve katılan tarafından kendisine söylenen rencide edici sözleri, cep telefonuna yüklediği bir programla gizlice kaydedip, söz konusu ses kayıtlarını, daha sonra açtığı boşanma davasında delil olarak kullandığı iddiasına konu olayda;

Ses kayıtlarındaki görüşmelerin yüz yüze değil, telefon aracılığıyla gerçekleşmesinden dolayı iddianamede kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu olarak nitelendirilen eylemlerin, iddianame anlatımı gözetilerek, TCK’nın 132. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal ve aynı Kanun’un 134. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçları kapsamında değerlendirilebileceği; ancak, katılana ait ses kayıtlarını, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlayıp, boşanma davasına sunarak, aile içi geçimsizliğin kaynağının katılanın olumsuz tutum ve davranışları olduğunu ispatlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığı gerekçelerine dayalı olarak, sanık hakkında beraat hükmü kurulmasına ilişkin yerel mahkemenin kararında dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.

…sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.02.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

***

Yargıtay 12. CD., 03.07.2019 T., 2018/8259 E. 2019/8081 K.

“ Dosya kapsamına göre, resmi nikahlı eşi olan katılan …’un sadakatinden kuşkulanan ve aldatıldığını düşünen sanık …’in, boşanma davasının açıldığı ve katılanla fiilen ayrı yaşadıkları dönemde, boşanmayı gerektirecek kusurlu bir davranışının bulunmadığını, aksine, geçimsizliğin kaynağının katılanın başka erkeklerle müstehcen içerikli görüşmeler yapması ve müşterek çocukları ile görüşmesini engellemesi olduğunu belirtip, iddialarına ispat olarak, katılanın kullanımındaki telefona yüklenen bir program sayesinde gizlice elde ettiği katılana ait telefon konuşmalarını, boşanma davasına sunduğu iddialarına konu olayda;

Katılanın tarafı olduğu haberleşme içeriklerini, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, kendisine ve aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırı altında ve başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlayıp, boşanma davasına sunarak, aile içi geçimsizliğin kaynağının, katılanın güven sarsıcı ve olumsuz davranışları olduğunu ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan dolayı beraat kararı verilmesine dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

… sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.07.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

***

Yargıtay 12. CD., 11/09/2024 T., 2023/2217 E. ve 2024/4040 K.

Resmi nikahlı karısının alkole düşkünlüğü ve erkek arkadaşlarıyla olan samimi davranışları nedeniyle müşterek hayatın çekilmez hale geldiğini iddia eden ve aldatıldığını düşünen kocanın, eşi aleyhine boşanma davası açtığı ve onunla fiilen ayrı yaşadıkları dönemde, arkadaşının evine gittiği bir gün, karşı binadaki evin balkonunda eşi ile eşinin erkek arkadaşlarının birlikte oturarak, sohbet ettiklerini ve yemek yediklerini görüp, bu anı görüntüleyen fotoğraflar çektiği,

Ayrıca, bir balıkevinde kadının yine erkek arkadaşlarıyla birlikte olduğuna dair çekilmiş fotoğraflar, arkadaşı tarafından WhatsApp üzerinden kocaya iletildiği,

Kadının ve erkek arkadaşlarının şikâyeti üzerine koca ve arkadaşı hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kovuşturma başlatıldığı ve yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesi olan Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nce;

Sanık koca tarafından, katılan kadının sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş özel hayatının gizliliğini ihlale yol açacak herhangi bir görüntüsünün kaydedilmediği ve adı geçen sanığın boşanma davasındaki iddiasını ispatlama amacını taşıyan eylemlerinde hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığı anlaşıldığından,

Yargıtay’ın istikrar kazanan kararlarına göre boşanma davasındaki iddialarını ispatlamak amacıyla kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlama amacını taşıyan eylemlerinde üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanıklar hakkında görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan ayrı ayrı beraat kararı verilmiş,

Yargıtay 12. Ceza Dairesi tarafından yerel mahkemenin kararı onanmıştır.

3. Bölüm: SONUÇ ve DEĞERLENDİRME

Boşanma davalarında, özellikle eşlerden birinin sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair iddiaların ispatında gizlice elde edilen ses, görüntü ve benzeri delillerin mahkemeye sunulması hem hukuk hem de ceza yargılamasını ilgilendirmektedir.

Boşanma davalarının nihai mercii olan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi uzun yıllar, söz konusu gizli elde edilen delilleri, evlilik birliği ve bilhassa sadakat yükümlülüğü bağlamında, başka türlü delil elde etme imkânı bulunmadığında hukuka uygun olarak kabul etmiştir.

Ancak 2015 sonrası içtihatlar, delilin elde ediliş yöntemi ne olursa olsun, özel hayatın gizliliğini ihlal eden her türlü verinin “hukuka aykırı delil” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Günümüzde artık Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, sadakat yükümlülüğünün ihlali gibi ciddi iddialarda dahi ispatın, hukuka uygun yöntemlerle yapılması gerektiğini vurgulamakta; ispat hakkının, kişisel verilerin korunması hakkı ve özel hayatın gizliliği gibi temel hakların önüne geçemeyeceğini açıkça belirtmektedir. Hukuk sistemimizin geldiği noktada, amaç ne kadar meşru olursa olsun, hukuk dışı yollarla elde edilen delillerin mahkemece dikkate alınmaması temel ilke haline gelmiştir.

Diğer bir anlatımla Yargıtay 2. Hukuk Dairesi artık, “özel hayatın gizliliği”ni, evlilik birliğinden doğan hak ve yükümlülüklerden ve adil yargılama bağlamında ispat hakkından üstün tutmaktadır.

Dolayısıyla Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, özel hayatın gizliliğini ihlal suretiyle elde edilen delilleri kesin biçimde hukuka aykırı saymakta ve hükme esas almamaktadır. Hangi gerekçeyle olursa olsun, eşin özel alanına izinsiz müdahaleyle elde edilen veriler boşanma davalarında geçerli sayılmamaktadır.

Öte yandan, Yargıtay 12. Ceza Dairesi, ceza hukuku bakımından daha esnek ve amaçsal yoruma dayanan bir değerlendirme yapmakta; boşanma davasında kullanılmak üzere, delilin kaybolma riski ve ispat imkânı bulunmaması gibi nedenlerle yapılan bazı ses ve görüntü kayıtlarını, suçun unsurlarının oluşmaması gerekçesiyle cezalandırmamaktadır. Bu yaklaşımda, delil elde etme eyleminin:

  • Hak arama amacı taşıması,
  • Aile içi şiddet, aldatma gibi iddiaların ispatına yönelik olması,
  • Başka yolla ispatının mümkün olmaması,
  • Kişisel verilerin üçüncü kişilerle paylaşılmaması,

gibi unsurlar belirleyici olmaktadır.

Bu farklı yaklaşım, ceza hukuku bağlamında hukuka aykırı sayılmayan aynı eylemin, hukuk yargılaması nezdinde hukuka aykırı kabul edilmesi gibi garip durum ortaya çıkarmaktadır. Bu durum ise yargı kararları arasındaki yeknesaklığı ortadan kaldırarak hukuk güvenliğine zarar vermektedir.

Hiç şüphesiz, kurgulamak, tuzak kurmak, karşı tarafı tahrik etmek ve sair usullerle delil oluşturmak tartışma konusu olup, bu tür belgelerin hukuka uygun delil kabul edilmesi söz konusu değildir.

Diğer taraftan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin, eşinin kendisini aldattığından emin olan fakat elinde somut delili bulunmayan eşin, boşanma davasından önce sadece haklılığını ve mağduriyetini ispat amacıyla ve başkaca bir imkânı da bulunmadığı için, normalde suç teşkil edecek birtakım eylemlerde bulunmasını katı bir şekilde hukuka aykırı gören yaklaşımını eleştirenler oldukça fazladır.

Bu tutumun, özellikle toplumun en temel yapısını oluşturan aile birliğinden doğan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldıracağı, zina ve sadakatsizliğin ispatını neredeyse imkânsız hale getireceği ileri sürülmektedir.

Av. Arb. Zekeriya YILMAZ

Bu sayfayı paylaş