Ticari Davalarda Dava Şartı Olarak (Zorunlu) Arabuluculuk
Giriş
6102 sayılı Kanun’unda yapılan yeni düzenleme ile ticari davalarda da dava şartı olarak arabuluculuk süreci yargılama sistemimize eklenmiş oldu.
6102 S. Türk Ticaret Kanunu
Dava şartı olarak arabuluculuk
MADDE 5/A- (Ek: 6/12/2018-7155/20 md.)
(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.
1 Ocak 2019’dan itibaren, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin açılacak ticari davalar için dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı (zorunlu) haline getirilmiştir.
Artık anılan ticari davalar, arabulucuya başvurulmadan önce doğrudan açılması halinde, başka herhangi bir husus incelenmeden doğrudan dava şartı noksanlığı nedeniyle reddedilecektir. Bu şart, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih (01.01.2019) itibariyle ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay’da derdest olan (görülen) davalar hakkında uygulanmayacaktır.
Zorunlu Arabuluculuk Kapsamındaki Ticari Davalar
6102 S. TTK m. 5/A’da “ 6102 s. TTK’nın 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine” ilişkin davaların, zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu ifade edilmiştir.
Yeni düzenlemede hangi uyuşmazlıklarda, arabuluculuğun zorunlu olduğu belirtilmemiş, TTK’nın 4’üncü maddesine ve diğer kanunlarda belirtilen konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalara atıf yapmakla yetinilmiştir.
En basit şekilde izah etmek gerekirse, bir ticari uyuşmazlığın konusu;
(1) Bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebine ilişkin ise,
(2) 6102 sayılı TTK’nın 4’üncü maddesinde sayılan ticari davaların konusuna giriyorsa,
(3) Uyuşmazlığın konusu 6102 sayılı TTK dışındaki kanunlarda belirtilen ticari davaların konusuna giriyorsa,
dava şartı mevcut olup, bu durumda dava açmadan önce arabulucuya başvuru zorunludur.
Tekrar ifade etmek gerekirse, herhangi bir ticari uyuşmazlığın, dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olması için, yukarıdaki her üç soruya birden olumlu cevap vermesi gerekmektedir. Koşularda sadece birinin ya da ikisinin sağlanması yeterli değildir.
TTK’nın 4’üncü Maddesinde Sayılan Ticari Davalar:
6102 S. Türk Ticaret Kanunu
Ticari davalar, çekişmesiz yargı işleri ve delilleri
1. Genel olarak
MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
Diğer Kanunlarda Sayılan Ticari Davalar
Ticari davalar, TTK’da sayılanlarla sınırlı değildir. TTK dışındaki kanunlarda da ticari davalardan söz edilmiştir. Diğer bazı kanunlarda belirtilen ticari davaları şu şekilde özetlemek mümkündür:
(1) Kooperatifler Kanunu’nda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları (1163 sayılı Kooperatifler Kanunu md. 99),
(2) 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 154 vd. maddelerinde yer alan iflasa ilişkin davalar,
(3) 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 10. maddesine göre “üreticiler ile meslek mensupları arasında veya meslek mensuplarının kendi aralarında Kanun’un uygulanmasıyla ilgili olarak ortaya çıkan uyuşmazlıklar”dan belli miktarı aşanlar,
(4) 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 62. maddesinden kaynaklanan davalar.
Sonuç:
22/6/2012 tarihli RG’de yayımlanan ve bir yıl sonra yürürlüğe giren Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile hukuk sistemimize arabuluculuk müessesesi girmiştir.
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanması öngörülen arabuluculuk, [sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemi] olarak tanımlanmaktadır. (6325 s. HUAK m. 2/b)
2013 yılından itibaren ihtiyari olarak uygulanmaya başlayan arabuluculuk, 01.01.2018 tarihinde, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinde belirlenen uyuşmazlıklara ilişkin dava şartı olarak kabul edilmesiyle birlikte yepyeni bir dönem başlamıştır.
Başlangıçta arabuluculuk, “dava açmadan önce tüketilmesi gereken usuli bir prosedür” olarak görülürken, bir süre sonra, uyuşmazlıkların dostane olarak çözümünde benimsenen bir yöntem olarak benimsenmiştir.
2018’in ilk 11 ayında iş mahkemelerinde açılan dava sayısının ciddi oranlarda düşmesi sonucu yargı ekonomisine ve özellikle uyuşmazlıkların anlaşmayla çözüme kavuşması neticesinde ortaya çıkan toplumsal uzlaşı kültürüne katkısı, arabuluculuğa dikkatleri çekmiştir.
Arabuluculuk müessesesinin, iş uyuşmazlıklarında yakaladığı beklenenin çok üzerindeki başarı, ticari uyuşmazlıklar için de arabuluculuğu “dava şartı” haline getirmiştir.
Aslında birçok arabulucunun ve diğer hukukçuların ortak kanaati, arabuluculuğu en uygun olduğu alanlardan biri ticari uyuşmazlıklardır.
Arabuluculuk dava şartı kapsamındaki ticari uyuşmazlıklarda ön şart olarak, [ticari uyuşmazlığın konusunun öncelikle bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebine ilişkin olması] aranmıştır. Bu şartın sağlanması halinde, söz konusu uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK’da ya da diğer kanunlarda sayılan ticari davalardan olup olmadığına bakılmaktadır.
Örneğin, haksız rekabete ilişkin davalar, ticari dava niteliğinde olmakla birlikte, bu kapsamda açılacak davada talep edilen sadece haksız rekabetin önlenmesi ise, yani herhangi bir tazminat talebi bulunmuyorsa, bu uyuşmazlık dava şartı olarak arabuluculuk kapsamında olmayacaktır.
Burada yeri gelmişken ifade etmek gerekirse, TTK m. 5/A’da aranan koşullar, dava şartı kapsamındaki arabuluculuklar için geçerlidir. Yoksa taraflar, “konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri” içermeyen herhangi bir ticari uyuşmazlıkların çözümü için ihtiyari olarak arabuluculuğa başvurabilirler.
Diğer bir anlatımla; “tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan ticari uyuşmazlıklarının çözümüne” ilişkin arabulucuya başvurmalarının önünde herhangi bir engel yoktur.
Dava şartı arabuluculuk veya ihtiyari arabuluculuk süreci sonucunda hazırlanan anlaşma belgesinin hukuki niteliği (ilam niteliğinde belge sayılması) bakımından hiçbir fark bulunmamaktadır.
Arabuluculuk esas itibari ile tarafların tamamen kendi istekleriyle (ihtiyarî) yürüttüğü bir süreçtir. Dava şartı (zorunlu) arabuluculukta da “zorunluluk” sadece dava açmadan önce arabulucuya başvurmuş olmakla sınırlıdır. Tarafların hiçbiri, süreci devam ettirmek veya bir anlaşmaya varmak zorunda değillerdir.
Bu nedenle arabuluculuk kurumunun önemi daha iyi kavrandıkça ve faydaları ilgili tüm taraflarca daha fazla görüldükçe, ihtiyari ya da dava şartı (zorunlu) ayrımının ortadan kalkacağı kanaatindeyiz.
Son olarak, iş uyuşmazlıklarıyla kıyaslandığında, ticari uyuşmazlıkların hem daha çeşitli ve karmaşık olması, hem de uyuşmazlık meblağlarının yüksek olması nedeniyle arabuluculara daha fazla yükün düşeceği yeni bir sürece girdiğimizi hatırlatmak isterim.
Arabulucuların, uyuşmazlık konusunun çözümüne yönelik önerilerde bulunabilmesi için ticaret hukukuna vakıf olmalarının yanı sıra arabuluculuk tekniklerini içselleştirmiş olmaları, süreci sağlıklı yönetmesi bakımından oldukça önem arz etmektedir.
İş uyuşmazlıklarıyla ilgili dava şartı kapsamındaki arabuluculuk başvurularında edinilen tecrübenin, ticari uyuşmazlıklarda oldukça faydalı olacağı ve varsa önceki hata ve eksikliklerin giderilmiş olacağını ve tekrar edilmeyeceğini düşünüyorum.
Uyuşmazlıkların dostane çözüm yollarından biri olan arabuluculuğun, yakın bir gelecekte hemen hemen tüm uyuşmazlıklarda kullanılacağını ve hukuk sistemimizin vazgeçilmez ve en önemli kurumlarından biri olacağını öngörüyorum.
Avukat Arabulucu Zekeriya YILMAZ